<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0"><channel><title><![CDATA[Yarasi Kanayan Hikayeler]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto"><img src="https://uploads.edebikelam.com/legacy/article/icselkonusmalar-81f54c75074be05104b99db2a31f4c74fe73366be0fb3bd7a218c54a39d7153d.gif" alt="Yazının görseli" class=" img-fluid img-markdown" /></p>
<p dir="auto">gün doğmamıştı …<br />
buz tutmuş nehirlerin üstünden uçarken kurşun<br />
göl kuşları başlarını eğdiler, vurulmamak için<br />
kanatlar; toz beyazına düşen tüylerini seyrettiler<br />
bir anlam veremediler …<br />
şimdi ağlayan her çocuğun uyuması gereken saatlerdi<br />
gün doğmamıştı.<br />
birinci sayfa:<br />
parlak kumbaralara düşen damlalar gibi büyüyorken hayaller<br />
dinlenen şarkıların en güzeli olacaktı masallarda kalan sesler<br />
perdenin arkasındaki karanlık ne ay, ne yıldızlar ne de geceydi<br />
çözülemeyecek bir bilmecenin yazılmayan bütün kelimeleriydi<br />
yokuş desenli ayak izleri gibi üzerine sim dökülmüş güzergahlar<br />
tutacak ellerinden ilk adımı attırmak için melek yüzlü şeytanlar<br />
…….<br />
gün batmamıştı …<br />
yağmursuz ormanlarda sırılsıklam uçarken kurşun<br />
ağaçlar dallarını yana açtılar, vurulmamak için<br />
yapraklar; çürümeden kırılan dalları seyrettiler<br />
bir anlam veremediler …<br />
şimdi ölen her canlının tam yaşaması gereken saatlerdi<br />
gün batmamıştı.<br />
sonuncu sayfa:<br />
karanlık dehlizlere asılı yabancı pankartlardır önünden geçilen<br />
uğurlamalara ağıttır bu, masalların seslerine hiç benzemeyen<br />
bir balyoz sanki her saat başında paramparça eden kumbaraları<br />
gün batımlarına yakın yeniden deşen kanaması dinmeyen yaraları<br />
saklanmak için satır aralarına iz bırakırken böcekler tozlu raflarda<br />
doğumdan bitmeyen sancılı, bin çocuğun adı yazar tüm kitaplarda<br />
…….<br />
gün hiçbir yerdeydi …<br />
dünyanın yörüngelerinde dönüp dolaşırken kurşun<br />
bütün korkular ölüme saklandı, vurulmamak için<br />
insanlar; kaynayan cadı kazanlarını seyrettiler<br />
bir anlam veremediler …<br />
şimdi hikayelerin yeniden ve kanamadan yazılacağı saatlerdi<br />
gün her yerdeydi …<br />
kitabın içi:<br />
teferruat; insan olmak yazıyordu çağ bahçelerinde çiçek toplayan<br />
topladığı çiçekleri aşk gibi barut görmemiş tarafından koklayan<br />
el ele tutuşmuş mumlardan erişilmez voltlarda aydınlık olmak<br />
hücrenin karanlık her köşesine aynı ışıktan aynı aydınlığı yaymak<br />
gömsek ne olur başımızı kumlara, bir kurşun nasılsa bulur izimizi<br />
biz ölürüz, hikayeler yanar kime okuruz ölü gözlerle şiirlerimizi.<br />
Cevat Çeştepe</p>
]]></description><link>https://edebikelam.com/topic/58/yarasi-kanayan-hikayeler</link><generator>RSS for Node</generator><lastBuildDate>Thu, 24 Sep 2026 00:46:56 GMT</lastBuildDate><atom:link href="https://edebikelam.com/topic/58.rss" rel="self" type="application/rss+xml"/><pubDate>Mon, 11 May 2009 14:52:00 GMT</pubDate><ttl>60</ttl><item><title><![CDATA[Reply to Yarasi Kanayan Hikayeler on Mon, 18 May 2009 16:03:00 GMT]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto">Sevgiye değer, büyük kalem, Cevat ÇEŞTEPE ! yazılarınızı yada şiirlerinizi okuma fırsatını, henüz bulmuş olduğum için, kendimi eksik hissetim. Lakin bu fırsatı yeni de olsa bulmuş olmam dan doğan bir kıvanç da; yeşerdi BEN'de..  "Yarası Kanayan Hikayeler"'i bizlere okuttuğunuz EDEBİKELAM sitesinin de takdire şayan olduğu; gün gibi ortada.. Sevgili Cevat ÇEŞTEPE !  gerçek anlamıyla profesyonel düzeyde, kaleme almış olduğunuzu düşündüğüm, bu şiirinizin tadına gelince: "İNSAN" olmanın vermiş olduğu tadı; çok güzel yoğurmuşsunuz ve bu tadı bizlere, bu yoğurulmuş haliyle sunmanız bir lütuf..<br />
En bol ve en kurşunsu ! tarafından teşekkürler Cevat ÇEŞTEPE., yüreğinize sağlık.</p>
]]></description><link>https://edebikelam.com/post/122</link><guid isPermaLink="true">https://edebikelam.com/post/122</guid><dc:creator><![CDATA[ozan]]></dc:creator><pubDate>Mon, 18 May 2009 16:03:00 GMT</pubDate></item><item><title><![CDATA[Reply to Yarasi Kanayan Hikayeler on Tue, 12 May 2009 22:45:00 GMT]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto">Kimdir Cevat cestepe diye sorduğum tüm sorularin cevabi olmus bu siiriniz…sanki okurlariniza ithaf olmus….her havayi ,her büründürmek istediginiz ruhu, tek,tek soludum… bu siiri yorumlamak sanki haddimi asiyor hissine kapilmadim desem de yalan olur…<br />
hücrenin karanlık her köşesine aynı ışıktan aynı aydınlığı yaymak<br />
gömsek ne olur başımızı kumlara, bir kurşun nasılsa bulur izimizi<br />
biz ölürüz, hikayeler yanar kime okuruz ölü gözlerle şiirlerimizi.<br />
Bilirsiniz isik ayni zamanda da ısı üretir… yayarken tüm gönülleri, nasil isittigini bilseniz, biliyorsunuz da...ve gene bilin… ruhlarda nasil da tat biraktiginizi…basiniz hep dik, ısığınız hep daim olsun… olsun ki aydinlansin bu yürekler</p>
]]></description><link>https://edebikelam.com/post/121</link><guid isPermaLink="true">https://edebikelam.com/post/121</guid><dc:creator><![CDATA[Azade]]></dc:creator><pubDate>Tue, 12 May 2009 22:45:00 GMT</pubDate></item></channel></rss>