<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0"><channel><title><![CDATA[Anahtar bızzat benım]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto">Zihnimin içindeki o bitmek bilmeyen uğultu yine başladı, hayır, aslında hiç susmadı ki, sadece ben bazen duymazlıktan gelmeyi başardım ya da başardığımı sandım ama insan kendi gölgesinden kaçabilir mi, kaçamaz, imkansız. Saat kaç? Saatin kaç olduğunun ne önemi var, zaman zaten doğrusal değil ki, geçmişteki o hata, hani üç yıl önce o kapıdan çıkarken söylediğim o son kelime var ya, o kelime şu an tam şurada, boğazımda bir yumru gibi duruyor ve ben sanki hala o saniyede sıkışıp kalmışım gibi hissediyorum. Herkes bana bakıyor gibi, sokakta yürürken, otobüste, hatta şu an bu karanlık odada bile duvarların gözleri var sanki, beni yargılıyorlar, "yeterince iyi değilsin" diyorlar, "yine mahvedeceksin" diye fısıldıyorlar.Ellerim mi titriyor benim, yoksa odadaki hava mı dalgalanıyor? Bir sonraki adımda ne olacak, ya her şey tepe taklak olursa, ya o telefon çalarsa ve duymak istemediğim o haberi alırsam, aslında kötü bir şey olacağı kesin çünkü ne zaman işler biraz yolunda gitse arkasından büyük bir felaket gelir, bu hayatın değişmez kuralı, benim lanetim. Keşke şu düşünceleri bir çekmeceye kilitleyip anahtarını yutabilsem ama anahtar bizzat benim kafamın içinde ve ben sürekli o kilidi çevirip içeriye, o karanlık, karmakarışık, her köşesinden pişmanlık fışkıran o odaya bakıyorum. Kapıyı kapat, pencereyi ört, sesleri kıs... ama hayır, en yüksek ses içeriden geliyor, kendi sesim beni sağır ediyor, nefes al, sadece nefes al... ama o bile çok ağır geliyor şimdi.</p>
]]></description><link>https://edebikelam.com/topic/82/anahtar-bızzat-benım</link><generator>RSS for Node</generator><lastBuildDate>Thu, 24 Sep 2026 15:20:44 GMT</lastBuildDate><atom:link href="https://edebikelam.com/topic/82.rss" rel="self" type="application/rss+xml"/><pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:11:20 GMT</pubDate><ttl>60</ttl><item><title><![CDATA[Reply to Anahtar bızzat benım on Thu, 24 Sep 2026 12:13:31 GMT]]></title><description><![CDATA[<p dir="auto">Durduramıyorum, gerçekten durduramıyorum, sanki beynimin içinde yüzlerce radyo kanalı aynı anda açık ve hepsi farklı bir felaket senaryosu yayınlıyor, sesler birbirine karışıyor.<br />
Neden her şey bu kadar ağır? sanki göğsümün üzerinde tonlarca ağırlıkta bir taş var ve ben ne kadar derin nefes alırsam alayım, o oksijen ciğerlerime hiç ulaşmıyor, hep bir eksiklik, hep bir yarım kalmışlık hissi.</p>
]]></description><link>https://edebikelam.com/post/151</link><guid isPermaLink="true">https://edebikelam.com/post/151</guid><dc:creator><![CDATA[Semiha]]></dc:creator><pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:13:31 GMT</pubDate></item></channel></rss>