İçeriğe atla
  • Vuslata AdIM AdIM

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    7 Bakış
    MihraceM
    Yazar: Mihrace [image: Yazının arşiv görseli] Bu yazının yalnızca arşivde bulunan bölümü kurtarılmıştır. Dağlar set çeker özlemlerimle arama Buğulu gözlerden hasret damlar Buram buram sıla kokusu getirir rüzgar Ellerim ufuklara uzanır, ulaşmak istercesine Mesafelere inat, vuslata ermek istercesine Söylenmemiş sözler dilimde, Umutlar yüreğimde Adım adım yaklaşırken özlediklerime Zaman uzar gider, yetişemem ardından Ya da nefesim tükenir Yorgun düşerim kovalamaktan
  • Cünkü....Korkağız!..

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    9 Bakış
    AzadeA
    Yazar: Azade Sen kazandın; ama ben haklıydım Parçaları kaybolmuş bir yapbozdu benim hayatım.... Yaşamak için bir sebep lazım... Hayat yordu beni.... İşte kendinden kaçışların,kallavi tanımları bu olsa gerek.... var olamamanın acı sosunu, yaşam denilen ekmek arasının içine katarsak ,böylesine bir hayatın aşçıları oluruz. Aslında çoğumuz,omuzlarında apoleti olmayan,gecelerin sabahında titrek bir ritmin nağmesiyle uyanir, yalnizlik şarkilari ile güne baslar, hüznün bağbozumunda uykuya dalariz. Hepimiz gerçekte, o kadar normal ve o kadar da sıradanız ki , Bazen, gizli bir delinin,hayat izlerini taşıyan bir karbon kağıdıyız... her biri bir öncekini aratmayan..... Bazen tüm deliliklerimizi içimizde yaşar, kendimizin de görmesine, dokunmasına izin vermeyiz.. Bazen,her bir damlalarını akıtmaktan korktuğumuz ,bir yağmur damlalarıyız... Nereye yağdığını bilmediğimiz, üstünden koca şehrin geçtiği geçmişin, birer kar fırtınalarıyız...Telaşlı bulutların kol gezdiği bir ruhun.... yıldızsız gecelerinin koynunda,kimliksiz hayatların, kimliksiz bekçileriyiz... Bazen de sıradışı, el değmemiş, hayatlarin özlemlerini yaşarız... Ne hayatın bizi ıskalamasına direnir ne de kendi deliliklerimize fırsat veririz...çok sesliliğin ritmik dalgalanışlarında...mevsimlerin tek tek yitirilişlerinde...hazan mevsimlerinin gölgelerinde, yalnızlık şarkılarını söyler dururuz... Çünkü... Korkağız!... Nedir bunca korkaklık...? Var olmanın dayanılmaz ağırlığı mı yoksa var olamamanın, yarattığı sancı mı...? Ey zavallı ruh... ?... bir gece de kapa gözlerini....kır duvarlarını....gör aynada ki sana bakan o yüzü ....bir gece de bir devin yüreğini ödünç al... ve başkalarının sana yakıştırdığı kimliği geri ver bir meşela yak,yeni sana ve sönen umutlarına...
  • Seni Sevdim Ben(1)

    Bu Şiirler de Benim Şiirlerim
    1
    0 Oy
    1 İleti
    26 Bakış
    F
    Şair: Fedai Güven Veda bile etmedin giderken Çıkardın attın yüreğinden, Çığlık çığlığa astın sevdamı. İdam mangaları toplayan Sen Yargısız infaz senin emrin Neyi sorguluyorsun Şimdi? Hangi bedeli hangi hesaba kestin? Bu ödettiğin neyin diyeti? Bir tek şeyi unutma... Seni sevdim ben. Mavi mavi bakışında, Yüreğimin her atışında, Akdenizin tuzun da,Talya da, Canlı müziğinde gecelerin, Yakutun kırmızısında... Şarabın buruk tatın da Adım adım, hece hece yazdım Kanımla suladım nefretimi... Sen gitme diye ağıtlar yaktım Dilekler tuttum gökyüzüne, Seni diledim Tanrıdan yıkılmadım Kimselere diyemedim seni Kimsesiz kaldım da tek Bir sensiz yapamadım, anlamadın. Yanarak, yıkılarak ,her an... Aklıma geldiğinde ağlayarak, Akdenize karıştı gözyaşlarım Özlemin kordu, alevdi, ölmedim! Sen olamadın katilim İflâh etmez diyenlere İnadına yaşadım, bekledim... Kadere inat, sana inat... Ve eğilmedim önünde, Yüzüne haykırıyorum şimdi Bir tek şeyi unutma... Seni Sevdim ben.
  • Seni Sevdim Ben(2)

    Bu Şiirler de Benim Şiirlerim
    1
    0 Oy
    1 İleti
    34 Bakış
    F
    Şair: Fedai Güven Gözlerinin hapsindeyim Düştüğüm zindanlar da Voltalar atıyor yüreğim, Karanlık hücrelerinde sevdam Nemli ve ıslak duvarlar, Yokluğunun ceza evindeyim Özgürlüğe susayarak. Köşe kapmaca oynuyorum, Köşesi olmayan kalplerimiz de, Attığım beş adım toplam. Hüzünlerin yakmaz canımı, Mutluluğun güldürmez Yokluğun da öldürmezse, Bir tek şeyi unutma Seni sevdim ben. Kolay değil bu sandığın kadar Alışkanlığına tutkunluğum Çırpınıp duran kafesin de, Sevdan ben de bir yangındır. Sevmek vazgeçilmez yanım, Sen çıkmazım son durak. Sofralar kurdum yokluğun da, Varmışsın gibi, iki kişilik Tek kişilik yemekler yedim, İkimize kalktı kâdehler... Sol yanım ağırıyorken, sen yoktun. Sağır bir kadınaymış kurduğum cümleler Dilsiz bir yâr dan Sohbetler beklemişim meğer. Her çölüm yanmazmış benim, Her kutpum donmaz, Zaman gelecek, bilirim... Yokluğun da koymaz. Ya gel dindir dalgaları, Yada daha çok fırtına, Bu böyle olmaz. Kalsam ölüm ensem de, Gitsem neye yarar ki? Kalmak teslimse ölüme Gitmek sensizliğe ne çare? Ve içim de yaşattığım, Senli dünyamdan çıkarken Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.
  • VAR GİT ARTIK

    Usta Şairlerden Seçme Şiirler
    1
    0 Oy
    1 İleti
    9 Bakış
    MihraceM
    Şair: Yılmaz Odabaşı Buralarda gece uzun Gün ışığı yakındır Var git artık Bakma ardına Ölüme fazla sokulma ama Düşün ki Mevsim rüzgarlarının savurduğu Bir orman insan Sev onu, sokul, konuştur Doludur fazla üstüne varma Hep susmak Susmak... Yetmiyor bazen İşte bu yüzden Bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün Ozanlar herşeyi anlatmalı Var git artık Acıyı aşındırma Tut Ve at sevdaya uzanan çağlayana Yılmaz Odabaşı
  • YALNIZLIĞA DAİR

    Usta Şairlerden Seçme Şiirler
    1
    0 Oy
    1 İleti
    10 Bakış
    MihraceM
    Şair: Cahit S?tk? Taranc? Can yoldaşın olmazsa olmasın Yalnızım diye hayıflanmayasın, Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi Bir anne şefkatine müsavi. Üç adım ötede deniz Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz. Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgara Ve kış yaz, Dalda kuş eksik olmaz Dağ başında duman Yalnızlık nedir göreceksin öldüğün zaman. Cahit Sıtkı Tarancı
  • DEMEDİM Mİ?

    Usta Şairlerden Seçme Şiirler
    1
    0 Oy
    1 İleti
    6 Bakış
    MihraceM
    Şair: Yavuz Bülent Bakiler Demedim mi bu hasret bitirir seni Ay dolanır gider, yalnız kalırsın. Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın Demedim mi yüreğim sevme! İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz Geri dönen hangi güvercinin var? Senin hangi çiçeğini sakladı bahar? Demedim mi aklım inanma! Birgün naza çeker kendini demedim mi? Görmesen, zindana döner bu şehir Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir. Demedim mi gözlerim bakma! Demedim mi bu ürperten sıcaklık Bu taze güzellik kaybolur birgün? Sonra boşu boşuna aranır, dövünürsün Demedim mi ellerim dokunma! Demedim mi birgün susar şarkılar Sesine ses veren rüzgarlar olur İstediğin kadar artık bekle dur Demedim mi kulağım duyma! Bir gün çıkıp gideceği belliydi Ayan beyan belliydi anlayamadın. Başka bir rüyada şimdi o kadın Demedim mi kollarım sarma! Bütün çektiklerim senin yüzünden Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden Ah! Şimdi paramparça oldun binbir yerinden Demedim mi gururum kırılma! Yavuz Bülent Bakiler
  • Gizli Özne

    Köşe Yazıları
    3
    0 Oy
    3 İleti
    11 Bakış
    O
    Düs, yakamdan gölgeme yapısık nefis Bu hayattan da öte var ,yaşayacaklarımdan leziz Okyanuslar senin olsun, ben damlaya raziyim Bedel ne ise, ödemeye hazirim… Fundalıklarda yolumu kaybettim, Arı kovanına nazırım… Az a kanaat bağlamında, ödenesi bedellere bu kadar hazır olma durumu, anca bu kadar güzel motiflenebilirdi. Güzellikleri, çokça hakkeden arkadaş, yüreğine bolca sağlık..! derim ben.
  • Yarasi Kanayan Hikayeler

    Köşe Yazıları
    3
    0 Oy
    3 İleti
    12 Bakış
    O
    Sevgiye değer, büyük kalem, Cevat ÇEŞTEPE ! yazılarınızı yada şiirlerinizi okuma fırsatını, henüz bulmuş olduğum için, kendimi eksik hissetim. Lakin bu fırsatı yeni de olsa bulmuş olmam dan doğan bir kıvanç da; yeşerdi BEN'de.. "Yarası Kanayan Hikayeler"'i bizlere okuttuğunuz EDEBİKELAM sitesinin de takdire şayan olduğu; gün gibi ortada.. Sevgili Cevat ÇEŞTEPE ! gerçek anlamıyla profesyonel düzeyde, kaleme almış olduğunuzu düşündüğüm, bu şiirinizin tadına gelince: "İNSAN" olmanın vermiş olduğu tadı; çok güzel yoğurmuşsunuz ve bu tadı bizlere, bu yoğurulmuş haliyle sunmanız bir lütuf.. En bol ve en kurşunsu ! tarafından teşekkürler Cevat ÇEŞTEPE., yüreğinize sağlık.
  • GEYİKLİ GECE

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    45 Bakış
    S
    Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o kadar Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı. Ama geyikli geceyi bulmadan önce Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk Geyikli geceyi hep bilmelisiniz Yeşil ve yabani uzak ormanlarda Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan Hepimizi vakitten kurtaracak Bir yandan, toprağı sürdük Bir yandan kaybolduk Gladyatörlerden ve dişlilerden Ve büyük şehirlerden Gizleyerek yahut döğüşerek Geyikli geceyi kurtardık Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz Bilir bilmez geyikli gece yüzünden Geyikli gecenin arkası ağaç Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı İster istemez aşkları hatırlatır Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş Şimdi de var biliyorum Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli Hiçbir şey umurumda değil diyorum Aşktan ve umuttan başka Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor. Biliyorum gemiler götüremez Neonlar ve teoriler ışıtamaz yanını yöresini Örneğin Manastırda oturur içerdik iki kişi Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi Geyikli gecenin karanlığında Aldatıldığımız önemli değildi yoksa Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak Gümüş semaverleri ve eski şeyleri Salt yadsımak için sevmiyorduk Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz Ne iyiydik ne kötüydük Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı Ama ne varsa geyikli gecede idi Bir bilseniz avuçlarmız terlerdi heyecandan Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında Büyük otellerin önünde garipsiyorduk Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk Yahut bir adam bıçaklasak Yahut sokaklara tükürsek Ama en iyisi çeker giderdik Gider geyikli gecede uyurduk Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı Sultan hançerIeri gibi ayışığında Bir yanında üstüste üstüste kayalar Öbür yanında ben Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım Eskimiş şeylerle avunamıyoruz Domino taşları ve soğuk ikindiler Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık Gölgemiz tortop ayakucumuzda Sevinsek de sonunu biliyoruz Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum İyice kurulamıyorum saçlarını Bir bardak şarabı kendim için içiyorum Halbuki geyikli gece ormanda Keskin mavi ve hışırtılı Geyikli geceye geçiyorum Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum. Turgut Uyar
  • YALNIZLIK

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    33 Bakış
    S
    çok yalnızım, mutsuzum göründüğüm gibi degilim aslında karanlıklarda kaybolmuşum ...bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır aradıkça batıyorum karanlik kuyulara kimse duymuyor çığlıklarımı duyan aldırış etmiyor çekip kurtarmak istemiyor bense insanların bu ilgisizligi karşısında ilgiye susamışım ümidimi yitirmişim biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim herşeye veda edeceğim"en yakın yabancı sendin, daha sürülmemişken ışığın biberi yaramıza, yaslanırken boşlukta duran bir merdivene henüz. ... güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız, ilkyaz derken -kışı gözden kaçıran yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız en güçsüz kollarla-çözüldü aşkın zarif ilmeği bulandı aynalar duruluğu. çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık olduğunu...yabancıların en yakınıydın sen! "ey iki adımlık yerküre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben! NİLGÜN MARMARA
  • GİZLİ KAZINMIŞ AYNADA YÜZYÜZE GELDİLER

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    48 Bakış
    S
    Pencerede elmas tanecikler ve çevresinde delikler. Göz için. Deli. Çöl faresi. Kum bekçisi. Cımbız gözlü. İğne burunlu. Eskiden bir yıldızmış. Göğünü yitirmiş. Kumda şimdi. Falına bakıyor. Yeniden dönecek mi? Taneleri kimi zaman tek çıksın diye sayıyor. Olmuyor, çift çıkıyor. Bazen 'çift' tutuyor içinden. Bu kez de tek çıkıyor.Bulamıyor gök kuma hangi sayıyla yazılmış. Geceleri iyice umutsuz, renk körü... Çölde her şey birbirine karışıyor. Yakınındaki ev bir canavar, kıpırtısız, tetikte. Penceresinde elmas tanecikleri var, bunun ayrımında. Ardında bir karaltı bazen; izleniyor, bunun da ayrımında. Cımbız gözlerini belli etmeden odaklıyor pencereye doğru, dönüp, dikeliyor. Işıklıysa zaman, maki şemsiyesinin gölgesine sığınıyor. Bulutlu günler saydığı bir yana aktardığı kum taneciklerinden oluşan tepenin üzerine tünüyor. Paranoyak bir fare. Canavardan çok korkuyor. Çöle eklenmiş denize bakıyor geride duran elmas çerçeveyi unutmadan. Her ikisini de anlamıyor. İkiye ayırıyor tek ve çift gibi. Arkadaki canavarın sayısı tek, önünde açılan mavilik çift. Suya varamıyor, ıslanma korkusu var, eve de dokunamaz her gün her gece orada tek başına; pencere; karaltı; canavar... Dehlize iniyor, ürpertiyle kıvrılıyor karanlığa. Çıkarsam, çıkarsam, bakacak aşağılıyarak, anlayışsız, ezercesine, bakacak bana. Denize bakıyormuş gibi yapıyor beni izliyor, saydığım tanecikleri, şemsiyemi, dehlizime inen delikleri... Gözlerime bakıyor. Gözlerimi cımbıza benzetiyor, iğne burunlu diyor bana, deli diyor, kum bekçisi diyor, göğünü yitirmiş bir yıldız diyor bana, kumda fal baktığımı sanıyor, gök haritasındaki yerimi bulmaya çalıştığımı. Renk körüymüşüm, paranoyakmışım, umutsuzmuşum, korkuyormuşum denizden evden ondan. Dehlizimde tetikte beklediğimi düşünüyor, tedirgin olduğumu. Bilmez ki tüyle kaplanmış et ve kanda akışan hayvan erincini. Diş ve tırnak ve kuymk ve kürk ve hız ve kayma ve... Dişlerini gösterecek bir gün, maskesi düşecek diye düşünecek. Hayvan dişlerini. Hayvan güldü. Güldü hayvan oysa, bilemez. Öfke sanacak, saldırıdaki inceliği öfke bilecek, kin kabul edecek tümünü, dişi, tırnağı, kuyruğu, kürkü, hızı, kaymayı.Her gün her gece her an önünü ve ardım düşünüyor. Hiç bir düş kurmadan, yalnızca ön ve art. Art ve ön. Uluma ve dokunma korkusunu yenerse suya dalabilir, yüzebilir, dönüp canavara tırmanabilir. Pencerenin elmas taneciklerinden birine yakın durup bir deliğe yaklaşarak dişlerini gösterebilir. Öç alma duygusuyla yanarak 'Neden büyüdünüz, genleştiniz, yayıldınız, gövdelerinizle, aletlerinizle, anlaklarınızla, aşklarınızla, ağlatılarınızla, güldürülerinizle, yüceliklerle, bayagılıklarla; bu yerküreyi nasıl iyeliğinizin bir yapıtı olarak algılıyor onu altetmeye çalışıyorsunuz? ' sorabilir. Neden ve nasılla, damarlarında akışan hınç dile, dişe gelir o zaman. Benden tiksiniyor. Donanımlı olduğumu sanıyor, kürkümün bir zamanlar olduğunu, sonra yokolduğunu varsayıyor. NİLGÜN MARMARA
  • UZAK KADERLER İÇİN

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    51 Bakış
    S
    Birgün, bir yağmurla garip garip -Çoluğu çocuğu terk edeceğim.- Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım Alıp başımı gideceğim. Asır yirminci asırdır, amenna Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi Uzaklar daha uzaklaşır Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri Sımsıcak sevgilere muhtacım. Bir gün alıp başımı gideceğim -Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar...- Belimi bir ılık şal sarsın, mavi Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız Rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında. Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde Diyarı gurbette kanlı bir aşk Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde En uzak beyazlar, En yakın ikindilerde, duygulu Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam İçip içip ağlasam... Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum? Herkesin derdinden pay isterken. Uzak kaderlerin suları çağlar simdi Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden. Birgün, bir parkta otururken, biliyorum Bir el yağmurla dokunacak omuzuma Bir çift göz, bir davet, bir kalp Çoluğu çocuğu terk edeceğim. Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak Toprak ve insan kokularıyla, Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için Başımı alıp gideceğim. Turgut Uyar
  • Mutlu Evliliğin Keşfedilmesi

    Kadın ve Erkek / Aşk ve Evlilik
    1
    0 Oy
    1 İleti
    54 Bakış
    S
    ettikten sonra iki tarafın kendini güvende hissederek(karşı tarafın kendisine saldırmayacağından emin olarak) eşine kendini açmaya başladığı, temel ihtiyaçlarını ifade ettiği, geçmiş yaşantılarından(eksiklerinden, yetersizliklerinden, acılı anılarından) bahsedebildiği bir tüneme noktasına gelebildiklerinde kendileri için en ideal ilişkinin temellerini atmaya hazır oldukları anlamına gelir. Gerçek bir ilişkide eşler; içtenlik, samimiyet, sevgi ve şefkat duygularıyla birbirlerinin şifacısı durumuna geldiklerinde, ilişkinin en zor tarafı olan duygusal katmanını yük olmaktan çıkarır iki taraf için de yaşam kaynağı haline dönüştürürler. Fark edilmeyi bekleyen bir sır gibi deneyimin içinde saklı olan bu destekleyici ve onarıcı ilişki, yaşanacak sıkıntılara rağmen değişime kendisini açan ve bir ötekini merak eden çiftlere kapılarını aralayacaktır. İlişkinin duygusal katmanı sağlamlaştıktan sonra geriye ortak yaşam kültürü oluşturmak, sorumlulukları paylaşmak, geleceğe ilişkin ortak hedefler koymak gibi daha çok düşünce ve davranış kısmıyla ilgili kısımlar kalacaktır ki, bunlar en temel duygusal ihtiyaçlarını ( sevilmek, beğenilmek, güvende hissetmek, değer görmek, yeterli hissetmek gibi) derinden karşıladığını hisseden bir çiftin kolaylıkla şekillendirebileceği şeylerdir. Şanver YEREBAKAN Uzm. Klinik Psk. / Psikoterapi
  • ACININ COĞRAFYASI

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    42 Bakış
    S
    kente kapandık kaldık tutanaklarla belli sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar ve her köşe bir tuzaktır birer darağacıdır her meydan saati öğle vaktini kesinlikle gösteren oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır çığlığım uzun uzun kalır içimde yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde ve gece duruşmasından yeni çıkmışken sabahın terazisi eksik tartar gölgemi artık öyle açık ki kuşkuya yer yok kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde örneğin çukurova ve mekong köylerinde acıdır ağacın gölgesini yapan bunu herkes bilir kutsal acı besleyen acı sütünü emiyoruz yatıyoruz seninle terli döşeklerde saati seninle kuruyoruz bir çalar saati sen donatıyorsun kalbimizi kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek kendi çoğunluğunu kendi üreterek kente kapandık kaldık iki cadde iki alan bir saat mutsuzluk acıya varana kadar artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi öyle bir gölge ki belki çok dardır kısa vakitlerinde aceleci akşamın artık öyle açık ki kuşkuya yer yok acıya hep yer vardır aramızda dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi bozuk paraları da umutsuzluğu da aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum güneşin yedi renk ayasını biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum ya da üst üste silah atsan kent tepinir belki bütün kuşlar uçar belki değil mutlaka ama bir tanesi mutlaka kalır. Turgut Uyar
  • MOR KÜLHANİ

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    45 Bakış
    S
    1.Şiirimiz karadır abiler Kendi kendine çalan bir davul zurna Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan Taşınır mal helalarında kara kamunun Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler 2.Şiirimiz her işi yapar abiler Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler 3.Şiirimiz gül kurutur abiler Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler 4.Şiirimiz erkek emzirir abiler İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler 5.Şiirimiz mor külhanidir abiler Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir. Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler 6.Şiirimiz kentten içeridir abiler Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler? Ece AYHAN
  • YERYÜZÜ. HALLERİ

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    59 Bakış
    S
    Terliymiş mavi gök, bıkkınmış akşamüstü balkon yorgunmuş, yel söylenecekmiş. Hariçmiş badem dünyadan, sardunya daha şımaracakmış. Kerem edecekmiş taş, mayalanacakmış çöl, düze çıkacakmış çukur. Hah hah ha… Sağ sağrımda aşk tozu birikiyor gamzemde lirik hatıra. Karnımın üstündeki çiyden duyuyorum dünyayı Her ayağım bir başka yöne işaret ediyor. Durmadan değişiyormuş dünya Örümcek bağlıyormuş hatıra… Ruhumdaki sarkaç bir atıyor beni cesaretin beyaz atına, bir çekiyor içeri ağulu korkuya. (Ben üretmişim kuşkuyu, benim ipliğimmiş korku! hah.) Örümcek bağlıyormuş hatıra hah hah ha. İpim indirsene beni dünyaya Birhan Keskin
  • BAKIŞSIZ BİR KEDİ KARA

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    46 Bakış
    S
    Gelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklarbir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş körfeze. Ece AYHAN
  • KARGO

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    43 Bakış
    S
    Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun! Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun. Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun. Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın. Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun. Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun. Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun. Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun! Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun. Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun. Şuraya Youtube'dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun. Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun. BİRHAN KESKİN
  • Anahtar bızzat benım

    Nevrotik Mırıldanmalar
    2
    0 Oy
    2 İleti
    50 Bakış
    S
    Durduramıyorum, gerçekten durduramıyorum, sanki beynimin içinde yüzlerce radyo kanalı aynı anda açık ve hepsi farklı bir felaket senaryosu yayınlıyor, sesler birbirine karışıyor. Neden her şey bu kadar ağır? sanki göğsümün üzerinde tonlarca ağırlıkta bir taş var ve ben ne kadar derin nefes alırsam alayım, o oksijen ciğerlerime hiç ulaşmıyor, hep bir eksiklik, hep bir yarım kalmışlık hissi.

Menü

Forum araçları