İçeriğe atla
  • Site Özel

    • Yaşamın ismini anlamlandırabilmek adına kurallar, nizamlar konulmuştur. Bu kuralları hayata geçiren de biziz, hayatı kuralsız bırakan da! EdebiKelam’ı anlamlandırıp hayata geçirmek için kurallara uyalım

      1 7
      1 Konu
      7 İleti
      aloscukA
      Denemece
    • "İnsan, yaşam serüveninde birey olma ve ait olma duygularını birbirini dengeleyen ve destekleyen güçler olarak gördüğü takdirde huzur, mutluluk, güven ve başarı da beraberinde gelir. Siz de sitenin bu doğrultuda gelişmesini istiyorsanız site ile ilgili tüm duyurularınızı, teklif getirmek istediğiniz önerilerinizi, şikâyetlerinizi ve sorunlarınızı paylaşabilirsiniz."

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Hey, siz oradasınız! Görüyoruz ama görüntünüz var, sesiniz yok. “Ben de varım!” diyerek enerjinizin dağılıp yayılmasına ortak olup site yoklamasına katılmaya ne dersiniz?

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Özel günler, uzakları yakına getiren, duyguları yoğunlaştıran zaman dilimlerindendir. Bu günleri yaşamın özel anlarına yayarak Yalnızlık Paylaşılmaz’ın şemsiyesi altında birlikte paylaşalım; sevincini de üzüntüsünü de birlikte yaşayalım.

      1 4
      1 Konu
      4 İleti
      O
      Mutlu Yıllar Hep Eşlik Etsin Nazare Arkadaş..
    • Site ile ilgili her türlü sorunuzu ve sorununuzu buraya yazarak sorabilir ve yardım alabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Hayatımızı anlamlı ve değerli kılan en önemli şeylerden biri, olanı bölüşmektir. Biz olanı size sunduk. Siz de bilgisayarınız için ne gerekliyse indiriniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
  • EdebiKelam’ın Genç, Üretken ve Usta Kalemleri

    • "Yazmak, içsel dünyamızı kelimelerle konuşturmaktır. Bazen bir şiir uzaklara götürür insanı, bazen bir satırda bulursunuz kendinizi. 'Bunlar da benim mısralarım' diyorsanız, hadi beklemeyin."

      6 6
      6 Konu
      6 İleti
      F
      Şair: Fedai Güven Gözlerinin hapsindeyim Düştüğüm zindanlar da Voltalar atıyor yüreğim, Karanlık hücrelerinde sevdam Nemli ve ıslak duvarlar, Yokluğunun ceza evindeyim Özgürlüğe susayarak. Köşe kapmaca oynuyorum, Köşesi olmayan kalplerimiz de, Attığım beş adım toplam. Hüzünlerin yakmaz canımı, Mutluluğun güldürmez Yokluğun da öldürmezse, Bir tek şeyi unutma Seni sevdim ben. Kolay değil bu sandığın kadar Alışkanlığına tutkunluğum Çırpınıp duran kafesin de, Sevdan ben de bir yangındır. Sevmek vazgeçilmez yanım, Sen çıkmazım son durak. Sofralar kurdum yokluğun da, Varmışsın gibi, iki kişilik Tek kişilik yemekler yedim, İkimize kalktı kâdehler... Sol yanım ağırıyorken, sen yoktun. Sağır bir kadınaymış kurduğum cümleler Dilsiz bir yâr dan Sohbetler beklemişim meğer. Her çölüm yanmazmış benim, Her kutpum donmaz, Zaman gelecek, bilirim... Yokluğun da koymaz. Ya gel dindir dalgaları, Yada daha çok fırtına, Bu böyle olmaz. Kalsam ölüm ensem de, Gitsem neye yarar ki? Kalmak teslimse ölüme Gitmek sensizliğe ne çare? Ve içim de yaşattığım, Senli dünyamdan çıkarken Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.
    • "Her mısra, ruhun sessizce fısıldadığı bir ezgidir. Kalbinizden dökülen şiirsel serüvenleri bizimle paylaşın; şiiriniz burada hayat bulsun."

      5 9
      5 Konu
      9 İleti
      S
      Beni sorgulama. Çünkü beni her tartıya çıkardığında, aslında kendi insanlığını ölçüyorsun. Ben senin karanlığa karşı yaktığın en narin, ama asla sönmeyen mumunum. Ben ne zayıflığım ne de kör bir saflık.Ben senin bu dünyaya bıraktığın en sahici imzanım.
    • Fotoğraflar, yaşadığınız anın dondurulmuş biçimidir. Kendi çektiğiniz her türlü fotoğrafı hikâyeleri ile birlikte bizimle paylaşarak yaşadığınız anı hissettiriniz.

      2 2
      2 Konu
      2 İleti
      Yeni ileti yok
    • Burası, kendinizle baş başa kaldığınız güvenli sığınağınız. Hadi, bugünün sayfasını açın ve kalbinizden geçenleri özgürce karalayın

      2 4
      2 Konu
      4 İleti
      S
      Bugün biraz hava almak için dışarı çıktım ve bir yere oturup kahvemi yudumlarken, hemen yan masada oturan iki kişinin konuşmasına istemeden de olsa kulak misafiri oldum. O andan sonra ne önümdeki kitaba odaklanabildim ne de ortamın huzuruna... Çünkü yan masadan yükselen kelimelerden adeta çıplak bir bencillik akıyordu.Konuşmayı kendi içimde muhakeme etmeden duramadım. Biri, diğerinin tüm çabasını, duygusunu ve zamanını tek bir hamlede hiçe sayıyor; tamamen kendi çıkarını ve konforunu dikte ediyordu. İşin asıl hüzünlü kısmı, bu hoyratça tavır karşısında diğerinin çaresizce susması ve alanının daralmasıydı. Haklı olmak ya da kendi istediğini almak uğruna, hemen yanı başındaki insanın varlığını bu kadar rahat yok sayabilmek büyük bir körlüktü.O masadan yükselen bu bencilce diyalog içimi burktu ama eve dönerken bana derin bir ayna oldu. İnsan ilişkilerinde adaleti, dinlemeyi ve nezaketi korumanın ne kadar hayati olduğunu o yan masaya bakarken bir kez daha anladım. Kendi hayatımda hiç kimseye bu hissi yaşatmamak için kendi sınırlarımı ve üslubumu hep tartacağım.
    • Hayaller, gerçeklerin ham maddesidir. Hangi işle uğraşırsanız uğraşın, yaşamı bir sanat eserine dönüştürmek ruhunuzu besler. Peki, bu yolculuğa nereden başlamalı? Hadi, eksik kalmış hikâyeleri birlikte tamamlayalım; hayal gücümüzün sınırlarını zorlarken kalbimizin gizli sırlarını keşfedelim."

      1 9
      1 Konu
      9 İleti
      A
      ileriye, ait olduğum zamana doğru çevirdim. Çarklar yeniden uğuldamaya, akrep hak ettiği yöne doğru ilerlemeye başladı. Anladım ki, geçmişi değiştiremiyorsak bile, geleceği o geçmişin küllerinden yeniden inşa etmek hala bizim elimizdeydi. Gözlerimi bugüne açtığımda, kalbimdeki parça hala eksikti; ama artık o yükü taşımaktan korkmuyordum. Odanın köşesinde biriken gölgeler, zamanın hızlanan ritmiyle birlikte yer değiştirirken derin bir nefes aldım. Eksik parça acıtmıyordu belki ama oradaydı; göğsümün sol yanında tekinsiz, derin bir boşluk olarak varlığını hissettiriyordu. Masanın üzerinde duran eski saat, artık doğru zamana akmanın huzuruyla tıkırdıyordu. Dönmüştüm. Kaçtığım, feda etmeye çalıştığım ne varsa hepsinin tam ortasındaydım.Adımlarım beni pencereye doğru sürükledi. Dışarıda, şafağın ilk soluk ışıkları şehri boyuyordu. Gökyüzü kirli bir maviden, umut vaat eden bir kızıla dönerken parmaklarımı cama yasladım. Camın soğukluğu tenime işledi, beni gerçeğe zincirledi. Geçmiş, arkamda bırakmam gereken bir düşman değil, ayaklarımın altındaki topraktı; beni bugüne taşıyan, sert ama güvenli toprak.İçimdeki fısıltılar nihayet dindiğinde, o demir anahtarı cebime koydum. Sırf canım yandı diye o yılları, o insanları ve en çok da kendimi feda edemezdim. Kalbimin o eksik parçası muhtemelen hiçbir zaman dolmayacaktı. Belki de bir geleceği inşa etmek, tam olmakla ilgili değil, o eksiklikle nasıl yaşayacağını öğrenmekle ilgiliydi. Küller hala sıcaktı, canımı yakıyordu; ama ellerim artık o küllerden yeni bir dünya kuracak kadar kararlıydı. Rüzgar perdeleri hafifçe havalandırırken, ilk defa arkama bakmadan odadan çıktım ve hayatın akıp giden o kalabalık ritmine doğru ilk özgür adımımı attım. Kahvemden bir yudum alıp defterimi açtığımda, masanın gölgesine bir karaltı düştü. Başımı kaldırdığımda, elinde eski bir kitap tutan, gözlerinde tanıdık bir yorgunluk taşıyan bir yabancı duruyordu."Bağışlayın," dedi sesi sakin ve derindi, "yan masadaki yoğunluktan dolayı buraya oturabilir miyim?"Hafifçe başımı sallayarak sandalyeyi işaret ettim. Kitabı masaya bıraktığında gözüm kapağına ilişti: Zamanın ve mekanın ötesine dair eski bir incelemeydi bu. Bakışlarımı fark edince gülümsedi. "Eski şeylerin her zaman anlatacak bir hikayesi vardır," dedi, "özellikle de kırık ve eksik olanların."O an anladım; dünya sadece acılardan ibaret değildi, aynı yaraları taşıyan insanları bir araya getiren görünmez bağlarla örülüydü. Cebimdeki demir anahtarı çıkardım ve masanın üzerine, kitabın hemen yanına bıraktım. Artık geçmişi saklamıyordum."Haklısınız," dedim, sesim ilk defa bu kadar gür ve emin çıkıyordu. "Ama bazen en güzel hikayeler, o kırık parçaların arasından sızan ışıkla yazılır."Önümdeki temiz sayfaya ilk kelimeleri karalamaya başladım. Karşımdaki yabancıyla aramızda sessiz bir anlaşma doğmuştu. Eksik parçam hala oradaydı, ama artık yalnız değildi. Küllerden kurduğum yeni dünyanın ilk günündeydim.
    • "Günü kurtardım, dün eksik kaldı... Şiiri yazdım, gerisi eksik kaldı... Arkamdan gelen yoldaş olsun, gönüldaş olsun... Ve sonunda EdebiKelam’ın bir hüneri olsun. Bu da bizim emeğimiz, bu da bizim gönül sesimizden çıkan seslenişimiz olsun!"

      1 3
      1 Konu
      3 İleti
      S
      Kimi bir parça umut bıraktı, kimi derin bir hüsran,Her insandan bir iz kaldı geriye, sanki geçip giden zamandan.Şimdi iki dünyalıyım; hem kendi içimde yalnız bir nefer,Hem de başkalarının hikayesinde silik bir yolcu, sessiz bir sefer.
    • Cevizin kabuğunu kırıp özüne inemeyen, cevizin hepsini kabuktan ibaret zanneder. “Artık taşımaktan, itiraf edememekten, kilitli sandıklarda saklamaktan sıkıldım.” diyorsanız bizimle paylaşın.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Her olayın ve her hesabın kendine ait bir dosyası vardır. Her hesapta da bir bellek adresi vardır. Hayatı her adımlayışımızda neleri kazanıp neleri kaybettiğimizi anlamıyoruz. Yanlışlar hatalardan, doğruluk bilgiden, uygulama tecrübeden gelir. Siz de mutlulukları, acıları, kederleri, zaferleri, yenilgileri ve size ilginç gelen, başınızdan geçmiş olayları paylaşın; bir başkasının hayatına yepyeni bir bakış açısı kazandırsın.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • "Zihninizde uyanan sessiz düşünceleri, hayata ve insana dair o derin sorgulamaları özgürce paylaşma vakti. Kendi pencerenizden gördüğünüz dünyayı içtenlikle anlatın; fikirleriniz burada derin bir yankı bulsun."

      1 2
      1 Konu
      2 İleti
      S
      Durduramıyorum, gerçekten durduramıyorum, sanki beynimin içinde yüzlerce radyo kanalı aynı anda açık ve hepsi farklı bir felaket senaryosu yayınlıyor, sesler birbirine karışıyor. Neden her şey bu kadar ağır? sanki göğsümün üzerinde tonlarca ağırlıkta bir taş var ve ben ne kadar derin nefes alırsam alayım, o oksijen ciğerlerime hiç ulaşmıyor, hep bir eksiklik, hep bir yarım kalmışlık hissi.
    • Kendimizi tanımak, başkalarının bizi nasıl görmek istediği değil, kendi farkındalığımızın farkına varmaktır. Özgür bir birey misiniz? Hiç çekinmeden kendinizi sunabiliyor musunuz? O hâlde buyurunuz sorgu odamıza. Site yöneticisi tarafından her hafta üye isimleri belirlenecek. İsmi belirlenen üyeler, kişiliklerinden hobilerine, korkularına, deneyimlerine ve hayal kırıklıklarına kadar kendilerini eksiksiz ifade edecekler ve forumdaki paylaşımcıların sorularını cevaplayacaklardır.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • "Hak; bazen bir ödül, bazen de bir yüzleşmedir. EdebiKelam'da emeğin de, sessizliğin de hakkını teslim etmek bizim borcumuz. 'Göz nuru döküyoruz' ya da 'uzaktan izliyoruz' demeyin; bu platformda sergilenen her kelamı titizlikle inceliyor, her haftanın hakkını karneyle sahibine veriyoruz."

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Hayatı, düşüncelerimizi, hayallerimizi, ürettiklerimizi korkmadan, çekinmeden, cesaretle paylaşmalı; paylaşımlarımızla çoğalmalıyız. Hadi durmayın; yazdığınız, beğendiğiniz, beğenmediğiniz ya da “Yazsam mı acaba?” deyip yazdığınız tüm denemelerinizi paylaşınız. Paylaşın ki çoğalalım, çoğaldıkça “biz” olalım.

      1 4
      1 Konu
      4 İleti
      AzadeA
      Söyler misiniz bana, bunları hangi kitap doğrular? Adaletin bile egoya yenildiği sistem de.... insanlığın kirlendiği ve insan denilen yaratıgın, öldükten sonra basina geleceğini bielmemesi ve fitratinda ki egosuna yenildiği bu düzende hangi kitap, insan denilen yaratiğin üzerinde etkili olabilir ki.....Cem Karaca nın dediği gibi bindik bir kiyamete gidiyoruz alemete .. Allah sonumuzu hayirlisi etsin...
    • Tartışmalar, yanlışların süzgecinden geçerek doğruları elemektir; besleyici ve geliştiricidir ama bir edebi, adabı vardır. Adap ve edepten yoksun bir tartışma ise mahalle kavgasıdır. O yüzden gündemdeki ve aklınıza gelen her konuyu, ideoloji ve polemiklere sapmadan, konunun akışını ve tartışma kurallarını bozmadan yazalım, tartışalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Televizyon, hayatımızın bir parçası. Türk halkı, ekran karşısında en çok vakit geçiren toplumların başında geliyor. Duygusal seyirci potansiyeli olarak televizyondaki her türlü diziyi ve programı burada bizimle paylaşabilir, eleştirebilirsiniz.

      3 3
      3 Konu
      3 İleti
      S
      Sekiz yaşındaki oğlum bir akşam yemek yerken ansızın sordu: — Baba, senin ailen neden hep kötü insanlar? Elimdeki çatalı bıraktım. — Neden kötü insanlar olsunlar oğlum? — Annem öyle söylüyor. Babaannem bizi sevmiyormuş. Amcam seni kıskanıyormuş. Halam da anneme kötülük yapmış… Oğlum bunları söylerken eşime baktım. — Çocuğa neden böyle şeyler anlatıyorsun? — Ben bir şey anlatmadım, dedi. Sonra oğlumuza döndü: — Sen yanlış anlamışsın. Ama çocuk yanlış anlamamıştı. Yıllardır benim görmek istemediğim şeyi, sekiz yaşında fark etmişti: Bu evde anne tarafının kusurları konuşulup geçiliyor, baba tarafının her kusuru ise kötülük olarak anlatılıyordu. Her şey küçük cümlelerle başlamıştı: “Annen yine beni küçümsedi.” “Kardeşin seni sadece işi düşünce arıyor.” “Baban seni hiçbir zaman diğer çocukları kadar sevmedi.” “Sen bu ailede hep kullanılan taraf olmuşsun.” “Bunca iyiliğine rağmen sana ne yaptılar?” İlk zamanlarda bunları duyunca eşimin beni koruduğunu hatta uyandirdigini sanıyordum. Çocukluğumda yaşadığım bazı kırgınlıkları hatırlatıyor, yıllardır adını koyamadığım şeyleri gösterdiğini düşünüyordum. Belki de haklıydı. Çünkü bir insanı ailesinden uzaklaştırmanın en kolay yolu, ona tamamen yalan söylemek değildir. Geçmişte yaşadığı gerçek bir kırgınlığı bulup sürekli oraya dokunmaktır. Bir cümleyi bağlamından çıkarmak… Bir bakışı küçümseme saymak… Geç gelen telefonu sevgisizlik olarak yorumlamak… Unutulan bir doğum gününü yıllardır sevilmediğinin kanıtı hâline getirmek… Bir süre sonra ailemin yanında rahat edemez oldum. Annem bir şey söylese eşimin yüzüne bakıyordum. Kardeşim şaka yapsa altında başka anlam arıyordum. Her görüşmeden sonra evde saatler süren bir sorgulama başlıyordu: “Annen bunu neden söyledi?” “Kardeşinin tavrını görmedin mi?” “Baban yine seni yok saydı.” Sonunda kavga çıkmasın diye ailemi daha az aramaya başladım. Bayram ziyaretleri kısaldı. Telefonlar seyrekleşti. Davetlere bahane buldum. Ben buna “evimin huzurunu korumak” diyordum. Oysa huzuru korumuyordum. Sorun çıkmasın diye bağlarımı sessizce feda ediyordum. Burada bütün suçu eşime yükleyemem. O kapıyı kapatmak istedi; fakat anahtarı ona ben verdim. “Aman tartışma çıkmasın” diyerek sustum. Annemi aramadım. Babamı ziyaret etmedim. Kardeşlerime açıklama yapmadım. Eşim ilişkiyi yönetti, ben de pasif kalarak kopuşa yardım ettim. Bir süre sonra ailem gerçekten uzaklaştı. Aramaları azaldı. Davet etmekten vazgeçtiler. Konuşurken eskisi kadar sıcak davranmadılar. Bu kez eşim şöyle dedi: — Bak, ben sana söylemiştim. Seni gerçekten sevseler böyle davranmazlardı.Ailede üvey evlat gibisin. Oysa bu, baştan beri kurulmuş bir tuzaktı: Önce insanın ailesiyle arasına şüphe koyarsın. Sonra her görüşmeyi gergin hâle getirirsin. İlişki zayıflayınca da sonucu delil olarak gösterirsin: “Gördün mü, seni sevmiyorlar.” Çocuğumuz doğduğunda kullanılan cümleler değişti ama yöntem değişmedi: “Annen çocuğu hiç aramıyor.” “Baban diğer torununu daha çok seviyor.” “Kardesin doğum gününü geç kutladı.” “Senin ailen bizim çocuğumuzu önemsemiyor.” Çocuklar aile ilişkilerini kendileri kuramaz. Onları kim ararsa değil, çoğu zaman anne ve babası kiminle görüştürürse onu tanırlar. Kimin evine götürülürlerse onun kokusunu öğrenirler. Kimin hikâyeleri anlatılırsa ona yakınlık duyarlar. Kimin hataları sürekli tekrar edilirse ondan uzaklaşırlar. Bir gün oğlum, babaannesinin aldığı oyuncağı eline bile almak istemedi: — Beni sevmeyen birinin hediyesini istemiyorum. İşte o an anladım: Konu artık benim ailem değildi. Çocuğumun hafızasına da düşmanlık yerleştiriliyordu. Üstelik kendisine ait olmayan bir kavganın tarafı yapılmıştı. Bir çocuk, annesini üzmemek için babaannesini sevmemesi gerektiğini düşünüyorsa orada sınır koyulmuyordur. Çocuğa sadakat seçimi yaptırılıyordur. “Babaannemi seversem anneme ihanet etmiş olur muyum?” “Dedemle konuşursam annem üzülür mü?” “Babamın ailesi kötüyse babamın bir parçası da kötü mü?” Çocuk bunları açıkça söylemeyebilir. Ama içinde taşır. Garip olan şuydu: Eşim benim kuzenlerime, teyzelerime ve uzaktaki akrabalarıma karşı son derece nazikti. Düğünlerine gider, hastalandıklarında arar, sosyal medyada fotoğraflarını hep beğenirdi. Herkes onun ne kadar anlayışlı olduğunu düşünürdü. Çünkü uzaktaki akrabalar tehdit değildi. Günlük hayatımıza giremezlerdi. Çocuğumuzla güçlü bir bağ kuramazlardı. Bana sığınabileceğim yakın bir aile alanı oluşturamazlardı. Asıl koparılması gerekenler annem, babam ve kardeşlerimdi. Böylece bir gün biri: “Bu adamı ailesinden uzaklaştırdın,” derse vereceği cevap hazırdı: — Ben ailesine karşı olsam diğer akrabalarıyla da görüşmezdim. Mesele güçlü bağları zayıflatmak, zararsız ve uzak bağları ise vitrin olarak korumaktı. Elbette her baba tarafı masum değildir. Gelini küçümseyen kayınvalideler, evliliğe karışan aileler, torunlar arasında ayrım yapan büyükler vardır. Bazen uzaklaşmak gerçekten sağlıklı bir sınırdır. Ancak sınır koymakla düşmanlaştırmak aynı şey değildir. Bunu yapan bazen kadındır, bazen erkek. Bazen bilinçli bir kontrol isteğidir. Bazen kaybetme korkusudur. Bazen kendi ailesinde sevilmemiş birinin, eşinin ailesindeki her ilişkiye kuşkuyla bakmasıdır. Bazen de nesilden nesile aktarılan ve üzeri “Seni koruyorum” cümlesiyle örtülmüş bir yaradır. Ama adı ne olursa olsun sonuç değişmez: Eş yalnızlaşır. Aile bağları zayıflar. Çocuk, hiç tanımadığı insanlara karşı öfke duymayı öğrenir. Ve bir gün yemek masasında babasına şu soruyu sorar: — Baba, senin ailen neden hep kötü? Belki de o anda sorulması gereken asıl soru şudur: Gerçekten kötü oldukları için mi onları sevmiyor… yoksa onları tanımasına hiç izin verilmediği için mi?
    • Kimi duygularını kalemine yansıtır, kimi de tuvaline. Karakalem, sulu boya, pastel, yağlı boya ve diğer tekniklerle yaptığınız her türlü resmi ve kendi el emeğinizden çıkan her eseri bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
  • Hayata Dair Alıntı Yazılar

    • İki güç, iki denge: kadın ve erkek. Birine Havva demişiz, diğerine Âdem. Havvalar, Âdemler birleşmiş; aşk olmuş. Aşk mührünü basmış; evlilik olmuş. Kadın, erkek, aşk ve evlilik ile ilgili her türlü alıntı yazıyı paylaşınız. Âdemler ile Havvaları yakından tanıyalım.

      3 3
      3 Konu
      3 İleti
      S
      ettikten sonra iki tarafın kendini güvende hissederek(karşı tarafın kendisine saldırmayacağından emin olarak) eşine kendini açmaya başladığı, temel ihtiyaçlarını ifade ettiği, geçmiş yaşantılarından(eksiklerinden, yetersizliklerinden, acılı anılarından) bahsedebildiği bir tüneme noktasına gelebildiklerinde kendileri için en ideal ilişkinin temellerini atmaya hazır oldukları anlamına gelir. Gerçek bir ilişkide eşler; içtenlik, samimiyet, sevgi ve şefkat duygularıyla birbirlerinin şifacısı durumuna geldiklerinde, ilişkinin en zor tarafı olan duygusal katmanını yük olmaktan çıkarır iki taraf için de yaşam kaynağı haline dönüştürürler. Fark edilmeyi bekleyen bir sır gibi deneyimin içinde saklı olan bu destekleyici ve onarıcı ilişki, yaşanacak sıkıntılara rağmen değişime kendisini açan ve bir ötekini merak eden çiftlere kapılarını aralayacaktır. İlişkinin duygusal katmanı sağlamlaştıktan sonra geriye ortak yaşam kültürü oluşturmak, sorumlulukları paylaşmak, geleceğe ilişkin ortak hedefler koymak gibi daha çok düşünce ve davranış kısmıyla ilgili kısımlar kalacaktır ki, bunlar en temel duygusal ihtiyaçlarını ( sevilmek, beğenilmek, güvende hissetmek, değer görmek, yeterli hissetmek gibi) derinden karşıladığını hisseden bir çiftin kolaylıkla şekillendirebileceği şeylerdir. Şanver YEREBAKAN Uzm. Klinik Psk. / Psikoterapi
    • “İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı.” Ama biz yalnızlığımıza ve terk edildiğimize inanırız. Yalnızlık, terk edilme, aldatma ve aldatılma ile ilgili yazıları paylaşalım; gerçek yalnızlığımızı daha yakından tanıyalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Dünyaya geldiğimizde yanımızda bir kullanma kılavuzu yoktu. Yaşamımız bizim elimizdedir. Yaşam bize tuvali sağlar, resmi biz yaparız. Yaşamımızın kontrolünü elimize alalım, yoksa bunu başkası yapar. Tuvalimize yeni resimler resmetmek için psikoloji ile ilgili her türlü yazıyı, makaleyi ve söyleşiyi burada paylaşalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Kesik kesik, farklı bir zincirle bağlanmıştır hikâyeler. Bu bakımdan insanlara dolaylı yoldan hayat dersi verirler. O yüzden ilginç hikâyeleri paylaşalım; kimi zaman eğitelim ve eğlendirelim, kimi zaman da bilgiye kavuşalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Bazen tek kare bir fotoğraf, bir gazete dolusu haberi anlatmaya yeter. Bazen tüm evreni içine sığdırır. Bazen alır başını, daha da eskilere gider. Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. Tüm bunların sihrini yaşamak istiyorsanız alıntı fotoğrafları paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Moda, değişimi temsil eder. Değişim olmadan modadan bahsedemeyiz. Bedenin etrafında onu kuşatan bir hacim yaratabilmek adına, insan vücudunun ölçülerini, matematiğini ve geometrisini referans alarak moda ve güzellik adına tüm bilgilerimizi ve alıntı yazılarımızı paylaşalım; değişim rüzgârlarına biz de katılalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Sağlığımızın kıymetini bilelim. Sağlık haberleri, kadın ve erkek sağlığı, stres, sigara, kanser ve diğer hastalıklar, beslenme, egzersiz, tamamlayıcı tıp ve diyet hakkındaki bilgileri yazarak paylaşalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Aile, birçok açıdan bir bahçe gibidir. Bir ailenin üyelerine verebileceği en büyük armağan, herkesin aile ve dünya bahçesinin bakımından sorumlu olduğu bilincidir. Biz de bu bilince ortak olmak adına çocuk ve aile ile ilgili her türlü yazıyı burada paylaşalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
  • Güzel Sanatlar

    • Güzellik tükenir, yetenek tükenmez; düşler de boş oturtmaz insanı. Resim, heykel, mimari; ünlü sanatçıların yapıtları ve öz geçmişleri... Diğer güzel sanat dalları olan seramik, geleneksel Türk el sanatları, fotoğraf, grafik ve tekstil ile ilgili tüm paylaşımlarınızı paylaşınız.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Sanatçı olunmuyor, doğuluyor. Özel yetenek isteyen tiyatro, opera ve bale... Sahne sanatları ile ilgili her türlü haberi, söyleşiyi ve tanıtımı burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Kültürel değer taşıyan objelerin ya da eserlerin bütünü olan müzeler, o ulusun tarihini simgeler. Müze tanıtımlarını burada paylaşarak tarihin derinliklerine yolculuk yapalım.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet. El becerisi ve marifet isteyen el sanatlarını; halıcılık, kilimcilik, kumaş dokumacılığı, yazmacılık, çinicilik, seramik ve çömlek yapımcılığı, bakırcılık, örmecilik, ahşap ve ağaç işçiliği ile diğer hobileri burada paylaşabilirsiniz

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • İnsanın insan olma serüveninde en önemli etken, kültür ve sanattır. İnsan denilen verimli bahçe, kültür ve sanat sayesinde bol meyveler üretmiştir. Siz de bu bahçeye değişik tatlar katmak istiyorsanız sergi, kitap, konser, festival ve fuar haberlerini; haftanın filmlerini, vizyondaki filmleri, dünyadan ve Türkiye’den sinema haberlerini paylaşınız.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
  • Edebiyat

    • Cumhuriyet sonrası, Fecr-i Âti dönemi, Tanzimat dönemi; Batı etkisinde gelişen ve İslam uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatı. Millî, tasavvuf ve anonim halk edebiyatı. Türk edebiyatının dönemleri.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Türk dil bilgisi, dil bilgisi kuralları, anlatım bozuklukları, cümle türleri, yazım kuralları... Edebiyat terimleri, atasözleri ve deyimler sözlüğü.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Sürrealizm, dadaizm, natüralizm, romantizm vb. Türk edebiyatı akımları.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Yazarların biyografileri, romanları, roman özetleri, hikâyeleri, öyküleri, denemeleri, makaleleri ve söyleşileri.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Şairlerin biyografilerini, birer şiirini, makalelerini ve söyleşilerini burada yazabilirsiniz. Biyografisi belirtilen şairlerin sadece bir şiirini belirtip diğer şiirlerini “Usta Şairlerden Seçme Şiirler” bölümünde paylaşınız.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Şairlerin biyografilerini, birer şiirini, makalelerini ve söyleşilerini burada yazabilirsiniz. Biyografisi belirtilen şairlerin sadece bir şiirini belirtip diğer şiirlerini “Usta Şairlerden Seçme Şiirler” bölümünde paylaşınız.

      4 4
      4 Konu
      4 İleti
      MihraceM
      Şair: Yılmaz Odabaşı Buralarda gece uzun Gün ışığı yakındır Var git artık Bakma ardına Ölüme fazla sokulma ama Düşün ki Mevsim rüzgarlarının savurduğu Bir orman insan Sev onu, sokul, konuştur Doludur fazla üstüne varma Hep susmak Susmak... Yetmiyor bazen İşte bu yüzden Bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün Ozanlar herşeyi anlatmalı Var git artık Acıyı aşındırma Tut Ve at sevdaya uzanan çağlayana Yılmaz Odabaşı
    • İnternet ortamından alınmış şiirleri ve şiirsel yazıları burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      16 16
      16 Konu
      16 İleti
      S
      Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun! Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun. Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun. Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın. Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun. Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun. Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun. Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun! Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun. Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun. Şuraya Youtube'dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun. Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun. BİRHAN KESKİN
    • Rus biçimciliği; İngiliz, Alman, Fransız edebiyatı vb. Yazarların ve şairlerin biyografileri, eserleri, makaleleri ve söyleşileri.

      1 2
      1 Konu
      2 İleti
      O
      Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir mahmurluğun güneşleri; bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla biterler. Onları da baştan çıkarır, zevkin teknelerinde oynadığımız rüya oyunları. Zamanın tebeşirden kayalıklarında onları da hançerler bekler. Daha mavidir derin uykunun güneşleri: Bir zamanlar saçının bukleleri gibi. Bir gece rüzgârı olup, kız kardeşinin parayla açılan kucağına sığınmıştım; Üzerimizdeki ağaçtan sarkıyordu saçların, ama sen yoktun. Biz dünyaydık sanki, sense büyük kapının önünde bir çalılık. Beyazdır ölümün güneşleri, çocuklarımızın saçları gibi: O, yükselen sularla gelmişti, sen kumlukta bir çadır kurduğunda. Sönmüş gözleriyle, başımızın üzerinde mutluluğun hançerini kaldırmıştı. PAUL CELAN
    • Denemeler, edebî düşünceler ve köşe yazıları.

      20 46
      20 Konu
      46 İleti
      A
      Köse
  • Eğlence ve Mizah

    • Hayat, ciddi konulardan bahsedilerek geçmiyor; ara sıra keyiflenmek, eğlenmek de gerekli, öyle değil mi? Birlikte oyun oynamaya ne dersiniz?

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Mizah, hayatın yaramaz çocuğu ve olmazsa olmazlarından. Foruma keyif katmak adına ilginç fıkralarınızı ve mizah yazılarınızı burada paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Biraz tebessümden ne çıkar? İlginç ve komik gelen fotoğrafları burada bizimle paylaşarak yaşanılan anı keyiflendirelim.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • İnternet deryasında sörf yaparken size ilginç gelen Flash içeriklerini, animasyonları ve bulduğunuz filmleri burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
  • Atatürk Köşesi

    • Onun ülküsünde yürümek, onu rehber edinmek ve gelecek nesle onu öğretmek, onu yakından tanımakla gerçekleşir. Atatürk’ün her yönünü ve onunla ilgili her türlü konuyu burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
  • Türk ve Dünya Tarihi

    • Geçmişini bilmeyen geleceğe yol alamaz! Başlangıçtan bugüne Türk ve dünya tarihi.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
  • Serbest Köşe

    • Ortaya karışık konularınızı, diğer panolara uymayan yazılarınızı buraya yazınız.

      3 31
      3 Konu
      31 İleti
      aloscukA
      2008'lerin efsanesi Edebi Kelam geri döndü!
    • Ne kadar az şey bilirseniz o kadar çok şey bildiğinizi sanırsınız; ne kadar çok şey bilirseniz o kadar az şey bildiğinizin farkına varırsınız. Bilmediğimiz her türlü konuyu burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Her şeyden haberli bir insan hâline gelmenin sırrı, ülke gerçeklerini ve güncel haberleri takip etmekte yatıyor. Güncel haberleri ve magazin havadislerini burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Yaşadığınız, gezip gördüğünüz ya da görmek istediğiniz yerlerle ilgili bilgilerinizi burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Her yörenin kendine has bir mutfak kültürü ve sofra donanımı vardır. Bilinen, denenmiş yemek ve pasta tariflerini, yöresel yemek tariflerini paylaşarak günün menüsüne de yardımcı olabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Bilim ve teknoloji, hayatın köprüsüdür ve hayatı kolaylaştırmak için hep var olacaktır. Uzay, gök bilimi, gök olayları, fotoğraflar; güncel teknolojik, bilimsel ve çevresel haberlerle ilgili her türlü konuyu paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Din, insanlığa yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildirir. Semavi dinleri daha yakından tanımak için dinler ile ilgili bilgilerinizi burada bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Burçlar, tarot ve fal gibi konuları bu bölümde bizimle paylaşabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok
    • Hukuk bir düzendir; hukuksuz bir uygulama, hakkaniyete uygun olmayan bir uygulamadır. Buraya hukukla ilgili her türlü sorunuzu ve sorununuzu yazabilir, avukatımız aracılığıyla yanıt alabilirsiniz.

      0 0
      0 Konu
      0 İleti
      Yeni ileti yok

Menü

Forum araçları