İçeriğe atla

Eksik Kalan Hikâyeyi Tamamlama

1 Konu 9 İleti

Hayaller, gerçeklerin ham maddesidir. Hangi işle uğraşırsanız uğraşın, yaşamı bir sanat eserine dönüştürmek ruhunuzu besler. Peki, bu yolculuğa nereden başlamalı? Hadi, eksik kalmış hikâyeleri birlikte tamamlayalım; hayal gücümüzün sınırlarını zorlarken kalbimizin gizli sırlarını keşfedelim."

Bu kategori, açık sosyal ağ üzerinden eksik-kalan-hikâyeyi-tamamlama@edebikelam.com kullanıcı adıyla takip edilebilir.

  • Ben başladım, sizler tamamlayın

    9
    0 Oy
    9 İleti
    175 Bakış
    A
    ileriye, ait olduğum zamana doğru çevirdim. Çarklar yeniden uğuldamaya, akrep hak ettiği yöne doğru ilerlemeye başladı. Anladım ki, geçmişi değiştiremiyorsak bile, geleceği o geçmişin küllerinden yeniden inşa etmek hala bizim elimizdeydi. Gözlerimi bugüne açtığımda, kalbimdeki parça hala eksikti; ama artık o yükü taşımaktan korkmuyordum. Odanın köşesinde biriken gölgeler, zamanın hızlanan ritmiyle birlikte yer değiştirirken derin bir nefes aldım. Eksik parça acıtmıyordu belki ama oradaydı; göğsümün sol yanında tekinsiz, derin bir boşluk olarak varlığını hissettiriyordu. Masanın üzerinde duran eski saat, artık doğru zamana akmanın huzuruyla tıkırdıyordu. Dönmüştüm. Kaçtığım, feda etmeye çalıştığım ne varsa hepsinin tam ortasındaydım.Adımlarım beni pencereye doğru sürükledi. Dışarıda, şafağın ilk soluk ışıkları şehri boyuyordu. Gökyüzü kirli bir maviden, umut vaat eden bir kızıla dönerken parmaklarımı cama yasladım. Camın soğukluğu tenime işledi, beni gerçeğe zincirledi. Geçmiş, arkamda bırakmam gereken bir düşman değil, ayaklarımın altındaki topraktı; beni bugüne taşıyan, sert ama güvenli toprak.İçimdeki fısıltılar nihayet dindiğinde, o demir anahtarı cebime koydum. Sırf canım yandı diye o yılları, o insanları ve en çok da kendimi feda edemezdim. Kalbimin o eksik parçası muhtemelen hiçbir zaman dolmayacaktı. Belki de bir geleceği inşa etmek, tam olmakla ilgili değil, o eksiklikle nasıl yaşayacağını öğrenmekle ilgiliydi. Küller hala sıcaktı, canımı yakıyordu; ama ellerim artık o küllerden yeni bir dünya kuracak kadar kararlıydı. Rüzgar perdeleri hafifçe havalandırırken, ilk defa arkama bakmadan odadan çıktım ve hayatın akıp giden o kalabalık ritmine doğru ilk özgür adımımı attım. Kahvemden bir yudum alıp defterimi açtığımda, masanın gölgesine bir karaltı düştü. Başımı kaldırdığımda, elinde eski bir kitap tutan, gözlerinde tanıdık bir yorgunluk taşıyan bir yabancı duruyordu."Bağışlayın," dedi sesi sakin ve derindi, "yan masadaki yoğunluktan dolayı buraya oturabilir miyim?"Hafifçe başımı sallayarak sandalyeyi işaret ettim. Kitabı masaya bıraktığında gözüm kapağına ilişti: Zamanın ve mekanın ötesine dair eski bir incelemeydi bu. Bakışlarımı fark edince gülümsedi. "Eski şeylerin her zaman anlatacak bir hikayesi vardır," dedi, "özellikle de kırık ve eksik olanların."O an anladım; dünya sadece acılardan ibaret değildi, aynı yaraları taşıyan insanları bir araya getiren görünmez bağlarla örülüydü. Cebimdeki demir anahtarı çıkardım ve masanın üzerine, kitabın hemen yanına bıraktım. Artık geçmişi saklamıyordum."Haklısınız," dedim, sesim ilk defa bu kadar gür ve emin çıkıyordu. "Ama bazen en güzel hikayeler, o kırık parçaların arasından sızan ışıkla yazılır."Önümdeki temiz sayfaya ilk kelimeleri karalamaya başladım. Karşımdaki yabancıyla aramızda sessiz bir anlaşma doğmuştu. Eksik parçam hala oradaydı, ama artık yalnız değildi. Küllerden kurduğum yeni dünyanın ilk günündeydim.

Menü

Forum araçları