İçeriğe atla

World

Bu forumun dışından gelen konular. Buradaki görüşler forumun ve üyelerinin görüşlerini yansıtmayabilir.

A world of content at your fingertips…

Think of this as your global discovery feed. It brings together interesting discussions from across the web and other communities, all in one place.

While you can browse what's trending now, the best way to use this feed is to make it your own. By creating an account, you can follow specific creators and topics to filter out the noise and see only what matters to you.

Ready to dive in? Create an account to start following others, get notified when people reply to you, and save your favorite finds.

Kayıt Ol Giriş
  • S

    .artırdı. "Televizyonun Altın Çağı" olarak adlandırılan bu dönemde, sinema sektörünün dev yönetmenleri, senaristleri ve oyuncuları rotalarını dizilere çevirdi. Artık karşımızda sadece zaman öldürmelik yapımlar değil; görsel estetiği yüksek, felsefi derinliği olan ve edebi bir roman titizliğiyle yazılmış senaryolar var.SonuçTelevizyon dizileri, insanlığın varoluşundan beri süregelen "hikaye anlatma ve dinleme" ihtiyacının en modern ve gelişmiş formudur. Işıklar kapandığında ve jenerik müziği başladığında, sadece bir ekrana bakmayız; insan doğasının en derin köşelerine, toplumsal labirentlere ve hayal gücünün sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarız. Diziler, dünyayı anlama ve kendimizi keşfetme yolculuğumuzda en sadık eşlikçilerimiz olmaya devam edecektir.


  • A

    EdebiKelam genel sohbetine hoş geldiniz! Burada kısa mesajlarla sohbet edebilirsiniz. Mesajlar en fazla 500 karakter olabilir. Ana sayfada son 75 mesaj gösterilir; tüm geçmişi bu konuda okuyabilirsiniz.


    ... ..........
  • aloscukA

    Hello merhaba denemedir.


    Denemece
  • aloscukA

    Bu bir deneme köşe yazısıdır.


    deneme 1.2
  • A

    Hayattan Beklentileriniz Nelerdir ?


  • A

    Welcome to your brand new NodeBB forum!

    This is what a topic and post looks like. As an administrator, you can edit the post's title and content.
    To customise your forum, go to the Administrator Control Panel. You can modify all aspects of your forum there, including installation of third-party plugins.

    Additional Resources


  • K

    Hayat nefes aldığın kadardır ötesi olmaz…aldığım nefes beni boğmaya çalışırken zoraki tutunmak sarılmak hayata bazen ağır geliyor….dönemeçlerde tökezlemek bazen yıkılırken tutunmak bazen sanki hayatı omzumda gereksiz bir yük gibi görmek…acıyor canım derinden acıyor yıllar hesapsızca kitapsızca geçerken neden benimde insan olduğumu unutturdular neydi ki suçum….kime ne kötülük etmiştim ki kimin canını yaktım ki …kendimden başka…yıllara yollara hayat meydan okurken kimi kanattım ki yüreğimden başka.. bir kapıyım hayatın evinde kilitsiz….her çile kapısı sonuna kadar açık…..Kimi dikenli güllerin ve kimisi sahte seslerin karanlık her satırda sayfalar yalanlar riyalar sahte yüzler….bir görselerdi eğer insanlar insan yüreğini böyle harcamazlardı her sevgiyi…………………..EY SEVGİLİ…. Sende bir gün sesimi duyamayacaksın ne izim nede gölgemi bulamayacaksın…..hayatla her türlü kumarı oynadım ama hiç hile yapmadım.. tıpkı hayat gibi sende bana hile yaptın ve sen kazandın………………..bir gün belki sende ağlayacaksın elinden telefon seninde düşmeyecek aranmayı bekleyeceksin beklide sesini duymayı belki çok canın yanacak keşkeler saracak her yanını o her çaldığında için acıyacak belki de ağlamaklı konuşacaksın………..hani aradığı günler var ya işte o günler gelecek aklına kimseler anlamayacak halinden hani seni çok sevdim yada seni ölesiye sevdim dediklerin var yaa olmayacaklar yanında çünkü sahte sevgiler çıkarına sevenler senle sevgiyi çabuk harcarlar ……………..işte o an beni anladığında hayatın zorlukları arasında sana nasıl sadakatle kar beyazı sevgimi sunduğumu ve yürekten ve temiz ve safça ve serserice ve bir dağda açan karçiçeği gibi yüreğimi o an anlayacaksın ama…………………………………..üzgünüm ………………….
    dur’ demek isterdim akıp giden sevgiliye
    Ve ömrümü çalan karanlıklara ‘elveda’…
    ve günler güneşi unuttum nasıldı sensiz aydınlığı unuttum karanlıktı gecem sessiz ….seni aradı gözlerim masam boştu hayalindi eşlik eden birde bir de işte öyle..kanayan bir yüreğim var benim sana hasret gözlerim var benim birde bir de seni sevmekten yorulmayan kalbim….nedensizdi niçin sizdi ama biraz yorgun … sevmekten değildi yorgunluğu özlemlerindendi sana olan özlemiydi kanadığı… ılık ılık akıyordu yüreğine göz yaşlarım hani hani var ya seni seviyorum dediğim o masa bile ağlıyordu halime…..gökteki yıldızlar nasıl kopardaki işte Bende öyle tutkundum sana
    Hem korkarak hem de severek yaşadım seni… Sevgiler azar azar yitip gider. Esen her rüzgar yanaklarında kurutur.... Canımı Acıttı Sözlerin Kalbim Acıdı da Sustum.... Ama yine de yürürsün. Bir sonraki adımın boşluk olsa bile... O kadar çok sevmiştim ki seni sevmekten vazgeçemedim.... Yinede şikayet etmezdim.. Çünkü senin için her şey göze alınırdı..... Bil ki sevmekten vazgeçmedim seni ...Bil ki seninle birlikte sevdanı da... Sana söz sevgili, seni sensiz büyüteceğim sisi eksik olmayan sabahlarda....
    karçiçeği nazar


    Hayat hükümsüzdür aslında... neye paraf atarsan ondan sorumlusun...Hayat nefes aldığın kadar, sevdiğin de sevildiğin kadardır o kadar baska ötesi yok...
  • A

    Arşiv notu: Bu konunun ilk mesajı kurtarılan kayıtlarda bulunamadı. Aşağıdaki 8 yanıt özgün yazarları ve tarihleriyle aktarılmıştır.


    ben dinlemiyorum banane:))dün bana şarkı çalmadılar bende küstüm işte djlere:))))
  • S

    Timsah Kıkı, Nil Nehri’nin kıyısında dinlenirken, duyduğu çığlıklarla yerinden fırladı. Hemen bir kayanın üstüne çıkıp etrafına bakındı. Bir çocuk akıntıya kapılmış sürüklenirken, karşı kıyıda insanlar koşarak çocuğu izliyordu. Şimşek hızıyla suya dalan Kıkı’nın gözüne son anda insanların birkaç kayıkla açılmakta oldukları takıldı. “ Onlar asla çocuğa yetişemezler “ diye düşündü. “ Çocuğu iyice yüzme öğrenmeden tek başına bırakmak yanlıştır. Eğer bırakırsan su onu yutar. “
    Kıkı az sonra çocuğa yetişti ve kocaman ağzını açıp hızla kapadı. Ancak çocuğa zarar vermemiş, sadece gömleğinin yakasından yakalamıştı. Geriye döndü, üç tane kayık geliyordu. Sevindi Kıkı çocuğu kurtarmıştı. Korku dolu gözlerle bakan çocuğa göz kırptı. “ Benim adım Kıkı, dedi, ya seninki? “ Çocuk gülümsedi: “ Benim adımda Hacer, dedi. Sağol Kıkı, hayatımı kurtardın. Sana bir can borçluyum. “
    “ Hayır, Hacer, dedi Kıkı, bana can borcun yok. Ben senin hayatını kurtardım, bu doğru ancak karşılık beklemeden yaptım bunu. Borçlu falan da değilsin bana. Ben dünya tatlısı Kıkı’yım, yüreğim sevgiyle çarpar benim, kimse için kötülük düşünmem ben..”
    Kıkı’nın konuşması yarıda kaldı, çünkü kalın bir sopa olanca hızıyla başına indi. Kayıklar sonunda yetişmiş ve kayıktakiler kötülük saçıyordu. Sopalar birbiri ardınca başına indikçe gözü döndü. Bana reva mı bu, diye düşündü. Yıllar önce annesinin anlattığı bir hikaye aklına geldi. Bu hikayede, bir ahtapot iki insanı mutlak bir ölümden kurtarıyor, fakat insanlar, ahtapotun başına ödül koyuyorlardı. Ahtapot, onları yanlışlarıyla baş başa bıraktıktan sonra hedefine ulaşıyor ve denize geri dönüyordu. Şimdi Kıkı’nın yapacağı en doğru iş, onları yanlışlarıyla baş başa bırakmak ve Hacer’i sağ-salim kıyıya ulaştırmaktı. Kıkı, aynen öyle yaptı. Sert bir kuyruk darbesiyle kayıkların arasından sıyrılıp himayesindeki insan evladının kumsala ayak basmasını sağladıktan sonra, gözlerindeki iki damla yaşı fark ettirmemeye çalışarak geri döndü. Amacı olabildiğince uzaklara gidip, bu olayı unutmaktı. Beyinlerinden zeka fışkıran ve en akıllı yaratıklar olduğu iddia edilen insanlar bunlar mıydı? İnsanlar, kim bilir ne yanlışlıklar, ne hatalar yapıyorlar da bunları birbirlerine doğrusu budur diye yutturuyorlar mıydı?
    Nil Nehri’nin sularına dalarken adının ünlendiğini duyar gibi oldu, Kıkı. Sanki biri “ Kıkı…” diye bağırıyormuş gibi geldi. Kıkı, bu çağrıyı duymamazlıktan gelmedi. Derinlerden döndü, yüzeye çıktı. Bağıran Hacer’di. Hacer el ediyor, Kıkı, gel buraya, diye bağırıyordu. Öfkesini dindirmek için biraz su yuttu. O, hep böyle yapardı; öfkelendiği zaman biraz su yutar, öfkesini dindirirdi. Su genzine mi kaçmıştı ne, öksürdü Kıkı, hem üç-dört kez öksürdü. Boğazını temizledi ve usulca yüzerek Hacer’in yanına geldi. Hacer, dizlerinin üstüne çöküp, Kıkı’nın boynuna sarıldıktan sonra şunları söyledi:
    “ Canım Kıkı, sen iyi kalpli, temiz yürekli bir timsahsın. İyilik yapayım derken, kötülük buldun, ama her iyilik yapan kötülük bulmaz. Belki şu an için insanların hepsinin kötü olduğunu düşünüyorsun, gerçekte kötü insanlar var ama iyi insanlar pek çok be Kıkı, iyi insanlar pek çok. İşte bu iyi insanlardan biri de benim. Ben göğsümü gere gere iyi bir insan olduğumu söylüyorsam, bu durum benim iyi bir insan olduğumun işaretidir ve sen benim iyi bir insan olduğuma inanmak zorundasın. “
    Hacer sözlerini aniden kesmişti, bunun bir sebebi olmalıydı. Kıkı hızla geriye döndü. Kayıklar geliyordu. Hacer koşarak kayıkların önüne çıktı.
    “ Durun, gelmeyin, geri dönün “ diye bağırmaya başladı. Boşuna, herşey boşunaydı. Tüfekli, sopalı, bıçaklı adamlar kayıklardan indiler. “ Durun, Kıkı benim hayatımı kurtardı. Kimseye zararı yok onun, ona zarar vermeyin. İyi yürekli bir timsah o, kendi halinde, kimse için kötülük düşünmüyor. Bırakın gitsin, size ne yaptı ki? Neden onu öldürmek istiyorsunuz? “ diyerek feryat eden Hacer’in yüzüne gelen sert bir tokat onu yere düşürdü. Elinin tersiyle yüzünü silen Hacer; adamın vurduğu yerin kanadığını görünce son bir gayretle kanlı elini Kıkı’ya doğru uzatarak bağırdı ve bayıldı: “ Parçala onları Kıkı, parçala..”
    “ Olmasaydı iyi olurdu ama Hacer’in olacakları görmemesi daha iyi oldu. Ne kadar istesek de bazı kötü olayların önüne geçemiyoruz. Ben iyi bir timsahım ama kötülerle bir olma durumuyla karşı karşıya bırakılıyorum. Şu andan itibaren hala iyi düşünceler içinde olmaya devam edersem bu adamlar beni keserler. “
    Timsah Kıkı, rakipleriyle istediği yerde, istediği zamanda dövüşmekte kararlıydı. Gerisin geriye dönüp kaçmaya başladı. Amacı adamları toprağa çekmekti. Toprak üstünde durunca ayakları daha rahat hareket ediyordu. Seri dönüşler yapıyordu. O zaman uzun kuyruğu çok önemli bir silah haline geliyordu. Kıkı, canını kurtarmak için kuyruğunu kullanacaktı.
    Kıkı, kayalıklar arasında dar bir yer bulup geri döndüğünde bir tüfeğin üstüne çevrildiğini fark etti. Gök gürültüsünü andıran sesin ardından sol gözü karardı, sol gözü görmez oldu. Sağ ön ayağıyla sağ gözünü kapatıp, ileri atıldı. Silahlar birbiri peşi sıra patlıyor, kurşunlar Kıkı’nın sert derisi üstünden sekiyordu. Bu arada Kıkı’nın kuyruğu akıl almaz bir hızla çevresine dehşet saçıyor, vurduğunu deviriyordu. Kıkı yediği onca sopadan, onca bıçak darbesinden sonra geriye gövdesinden ne kalırsa, Nil Nehri’ne ulaştırmak istiyordu.
    Sonunda Kıkı, Nil Nehri’ne ulaştı ve derinlere daldı. Aradan aylar geçti. Kıkı’nın sol gözü görmeye başladı. Kurşun göze girmemiş, yan taraftaki deriyi parçalamıştı. Yara iyileşince göz görmeye başlamıştı.
    Bir kötü olayla karşılaştı diye Kıkı yaşam çizgisini değiştirmedi. Tutturduğu doğru yoldan sapmadı. İyilik, onun temel prensibiydi. Tüm canlı varlıkları seviyordu, çünkü Kıkı’nın kendine saygısı vardı. Kendine saygısı olmayanın başkalarına da saygısı olmazdı. Onlar sorumsuz bir yaşam sürerlerdi yani bedavaya yaşarlardı. Borç alır ödemezler, küfürlü konuşurlar, kalp kırarlar, düşünmeden hareket ederler, günahsız birine durup dururken vururlar, başkalarını kötülerler ve dedikodu yaparlardı. Söyler misiniz bana, bunları hangi kitap doğrular?
    Yazan: Serdar Yıldırım


    Söyler misiniz bana, bunları hangi kitap doğrular? Adaletin bile egoya yenildiği sistem de.... insanlığın kirlendiği ve insan denilen yaratıgın, öldükten sonra basina geleceğini bielmemesi ve fitratinda ki egosuna yenildiği bu düzende hangi kitap, insan denilen yaratiğin üzerinde etkili olabilir ki.....Cem Karaca nın dediği gibi bindik bir kiyamete gidiyoruz alemete .. Allah sonumuzu hayirlisi etsin...
  • O

    Onun pembe düşleri var o bir mutluk ağacı yüzünden hiç eksik olmaz gülen yüzü
    Her yeni doğan güne umutla bakar tatlı bir tebessümle bakar hayata
    İçinde kopan fırtınaları var hüzünleri var acıyan kalbinde
    ...
    O acıyı hüznü bir gülüşe çevirdi o küçük dünyasında
    Acıyı da hüznü de yaşadı o gülen gözleri düştü gözünden damlaları yüreğinin içine acıyan yüreğine tuz bastı sustu yüreği
    O küçük yüreğine kocaman sevgiler umutlar hayaller sevinçler mutluklar ekti
    Her zaman bir yanı acısa da o artık acıyan yanını tatlı bir tebessüme çevirdi gülen gözleriyle
    O artık çok mutlu küçük dünyasında onun adı dolunay ne olsa
    özlem22
    yıllar önce başlayan bir dostluk masalıydıkimi gün ağladık kimi gülümsedik acılarımızaonu tanıdğımda kardeş yokluğunu aratmamıştıiyiki geldin yüreğime iyiki doğdun dünyaya...acılarını yürerğinde besledi etrafına neşe saçardıhayatta en büyük acıyı yaşadı içinde sakladıöyle bir dostum arkadaşım sırdaşımki..canım arkadaşı...miyiki doğdun güzel yüreğinle dünayaya.....yıllardır süren dostluğumuz ömür boyu sürsünhüzünler uzak mutluluklar seninle olsuno güzel yüreğine sevgiler olsuncanım arkadaşım doğum günün kutlu olsun..karçiçeği
    iyiki varsın canım ablam birazz geç oldu ama burda olsun :)gülen yüzün hiç solmasınn ablam seniii seviyorummmm


    Mutlu Yıllar Hep Eşlik Etsin Nazare Arkadaş..
  • F

    Şair: Fedai Güven

    Gözlerinin hapsindeyim
    Düştüğüm zindanlar da
    Voltalar atıyor yüreğim,
    Karanlık hücrelerinde sevdam
    Nemli ve ıslak duvarlar,
    Yokluğunun ceza evindeyim
    Özgürlüğe susayarak.
    Köşe kapmaca oynuyorum,
    Köşesi olmayan kalplerimiz de,
    Attığım beş adım toplam.
    Hüzünlerin yakmaz canımı,
    Mutluluğun güldürmez
    Yokluğun da öldürmezse,
    Bir tek şeyi unutma
    Seni sevdim ben.
    Kolay değil bu sandığın kadar
    Alışkanlığına tutkunluğum
    Çırpınıp duran kafesin de,
    Sevdan ben de bir yangındır.
    Sevmek vazgeçilmez yanım,
    Sen çıkmazım son durak.
    Sofralar kurdum yokluğun da,
    Varmışsın gibi, iki kişilik
    Tek kişilik yemekler yedim,
    İkimize kalktı kâdehler...
    Sol yanım ağırıyorken, sen yoktun.
    Sağır bir kadınaymış
    kurduğum cümleler
    Dilsiz bir yâr dan
    Sohbetler beklemişim meğer.
    Her çölüm yanmazmış benim,
    Her kutpum donmaz,
    Zaman gelecek, bilirim...
    Yokluğun da koymaz.
    Ya gel dindir dalgaları,
    Yada daha çok fırtına,
    Bu böyle olmaz.
    Kalsam ölüm ensem de,
    Gitsem neye yarar ki?
    Kalmak teslimse ölüme
    Gitmek sensizliğe ne çare?
    Ve içim de yaşattığım,
    Senli dünyamdan çıkarken
    Bir tek şeyi unutma!
    Seni sevdim ben.


  • MihraceM

    Say bademleri,
    say acı olanı, uyanık tutanı say,
    beni de onlara kat:
    ...Gözünü arardım hep, gözünü açtığında,
    sana kimselerin bakmadığı bir anda,
    örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben,
    ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in
    testilere doğru kaydığı bir zamanda,
    yüreğe varamamış öz bir sözle korunan.
    Ancak böyle varırdın adına, senin olan,
    o şaşmaz adımlarla kendine yürüyerek,
    savrulurdu çekiçler sanki bir çan kulesi
    boşluğundaymış gibi senin suskunluğunun.
    Ölmüş olan o şey senin koluna girer
    ve işittiklerin de seninle birleşirdi,
    üç olup giderdiniz geceyi katederek.
    Beni de acı yap, acı yap beni.
    O acı bademlerden say beni.
    Çevirenler: Ahmet Necdet-Gertrude Durusoy


    Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir mahmurluğun güneşleri; bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla biterler. Onları da baştan çıkarır, zevkin teknelerinde oynadığımız rüya oyunları. Zamanın tebeşirden kayalıklarında onları da hançerler bekler. Daha mavidir derin uykunun güneşleri: Bir zamanlar saçının bukleleri gibi. Bir gece rüzgârı olup, kız kardeşinin parayla açılan kucağına sığınmıştım; Üzerimizdeki ağaçtan sarkıyordu saçların, ama sen yoktun. Biz dünyaydık sanki, sense büyük kapının önünde bir çalılık. Beyazdır ölümün güneşleri, çocuklarımızın saçları gibi: O, yükselen sularla gelmişti, sen kumlukta bir çadır kurduğunda. Sönmüş gözleriyle, başımızın üzerinde mutluluğun hançerini kaldırmıştı. PAUL CELAN
  • F

    Şair: Fedai Güven

    Veda bile etmedin giderken
    Çıkardın attın yüreğinden,
    Çığlık çığlığa astın sevdamı.
    İdam mangaları toplayan Sen
    Yargısız infaz senin emrin
    Neyi sorguluyorsun Şimdi?
    Hangi bedeli hangi hesaba kestin?
    Bu ödettiğin neyin diyeti?
    Bir tek şeyi unutma...
    Seni sevdim ben.
    Mavi mavi bakışında,
    Yüreğimin her atışında,
    Akdenizin tuzun da,Talya da,
    Canlı müziğinde gecelerin,
    Yakutun kırmızısında...
    Şarabın buruk tatın da
    Adım adım, hece hece yazdım
    Kanımla suladım nefretimi...
    Sen gitme diye ağıtlar yaktım
    Dilekler tuttum gökyüzüne,
    Seni diledim Tanrıdan yıkılmadım
    Kimselere diyemedim seni
    Kimsesiz kaldım da tek
    Bir sensiz yapamadım, anlamadın.
    Yanarak, yıkılarak ,her an...
    Aklıma geldiğinde ağlayarak,
    Akdenize karıştı gözyaşlarım
    Özlemin kordu, alevdi, ölmedim!
    Sen olamadın katilim
    İflâh etmez diyenlere
    İnadına yaşadım, bekledim...
    Kadere inat, sana inat...
    Ve eğilmedim önünde,
    Yüzüne haykırıyorum şimdi
    Bir tek şeyi unutma...
    Seni Sevdim ben.


  • F

    Şair: Fedai Güven

    Bir sevda selimiydi, güzken çıkan karşıma?
    Dinlemez deli gönül, aldırmadı yaşıma,
    Hilâl-i taç yaparken sana inat başıma
    Gök kubbe şahidim, akıttığım gözyaşıma.
    Bakıyorken yüzüne, bana yetmez bir asır,
    Anlatamaz sevdiğimi, yüzbinlerce satır,
    Aşıkârım görüyorsun, gerçeğim de yok sır
    Liman ol sığınayım, sen istersen yine kır.
    Baharımı soldurdun, gonca gülüm derdikçe,
    Paramparça ettin sen, kalbime hep girdikçe
    Tek taşıdım aşkını, istedin ben verdikçe,
    Değerimi bilmedin, şımardın ben sevdikçe.
    Mutluluklarım rüyâymış, gerçek olan cefa,
    Kırıldım dostlarıma belki, binlerce defa,
    Aşk denen duyguyu kaldırıyorum ben rafa,
    Yalnızım, ürkek ve tek, söyleyin bu mu vefa?
    NOT: Şiir 14 lü hece ölçüsü(vezin) ile yazılmıştır...


  • F

    Şair: Fedai Güven

    Bu sevda yüreğimde bitmez tükenmez ûmman,
    Artık etkilemiyor beni vermediğin aşkını sûnman
    Bakıp da saçlarıma sanma ki mevsim im hâzan
    Fanidir dünya anlarsın ecel kapını çaldığı zaman.
    Yaşadım saymadım sensiz geçen şu ömrümü,
    Çok avuttum çok kandırdım gelirsin diye gönlümü
    Uzatsaydın gerimi çevirdim,tutmazmıydım ellerini?
    Tüm nefretin bana mı? bitirmedin isyankâr hâllerini
    Suçlu olan hep bendim haklı olduğum neden de,
    Nasıl isterdim anlamanı suçlu olmadığımı beden de
    Yargısız infazın masumluğun da kendisiyim,
    Kimse sevemez böyle ben bu aşkın efendisiyim.
    Sabahlarıma gün doğmadı yatmadan kalktığım
    Bir sanaydı dualarım secde edip taptığım,
    Her hesabın bedeli var Allahım görür elbet,
    Benim sevgim aşk değildi, aşktan öte ibadet.


  • F

    Şair: Fedai Güven

    Unuttum mavi miydi yeşil mi bakışı?
    Ne iz ne bir ses, olmuşum sabır taşı
    Yaksa da yokluğun üşüdüm, yaşadım kışı
    Gelecektin ya hani neden gelmedin?
    Gecenin kör vakti sağır dilsiz evren de,
    Nasıl düşünmezdim, yaşıyorken beden de?
    Gelecek dedim, bahane aramadım neden de,
    Gelecektin ya hani neden gelmedin?
    Yanıp tutuştuğum ümitsiz geceler de...
    Dilimden düşmedi adın söylendi hecelerde
    Sanaydı dualarım vardığım secdeler de
    Gelecektin ya hani neden gelmedin?
    Ağıtlar söylenirken yüreğimden dilimden,
    Yıkıldı bentler, taştı gözyaşı selimden,
    Çare olsaydın...ölürdüm bile elinden
    Gelecektin ya hani Neden gelmedin?


  • MihraceM

    Yazar: EkremKemal

    Yazının arşiv görseli

    ne kadarı senin bu sen'in
    söylesene!
    gözlerin,dudakların,ellerin..
    ne kadarın var nekadarın yok
    söylesene!
    başka birinin akşamında
    başka birine
    ağlayıp duruyorsun
    sana seni soruyorum
    susuyorsun..
    sonra kendinin,siyah
    o siyah gölgenin
    peşine düşüyorsun..
    sen
    sanıp duruyorum
    sen sanıp öpüyorum
    başkası oluyorsun...
    bana
    bak bir kez olsun
    birkez kendi gözlerinle
    elimi tutma
    yine de istemem
    istemem..
    anlıyor musun?


  • MihraceM

    Yazar: EkremKemal

    Yazının arşiv görseli

    Çelimsiz bir akissin işte
    dünyayı dolduran o boşluğun içinde
    mağlupsun,yaralısın
    üstelik..
    bir yanın ölmek hevesinde
    bazı bir kahve köşesinde
    bazen dağınık,içli
    bir akşam saatinde
    biliyorum..aklından kaçmak geciyordu
    doğrusu kendinden
    ama kime?
    geberesi bir kafes içindesin
    nereye baksan gidişler gelmeyişler
    hayat..
    hayat
    biraz da böyle işte
    ayrılıklar
    pişmanlıklar
    çelişkiler...
    bazı
    bir sahil kenarında
    bazen telaşlı ıslak
    bir yağmur öncesinde
    biliyorum
    aklından kaçmak geçiyordur
    evet kendinden
    ama kime?


  • MihraceM

    Yazar: Mihrace

    Yazının arşiv görseli

    Gün batımlarıyla tükenir umut
    Akşamın kızıllığı sarar dört bir yanı
    Kelimeler anlamını yitirmiş
    Gecede derin bir sessizlik
    Acının rengi tanımlanır
    Düş, sus pus
    Yüreğim kalemime küs..
    Vuslata yükselir dolunay
    Daha sabaha çok var
    Beklemek..Ah! beklemek..
    Yüreği ne çok yorar..
    Karanlık şafağa mahkum
    Umut, yeni günün özlemiyle kavrulur..
    Ufuktan yavaş yavaş süzülür güneş
    Esrik bakışlar fırlatır ruhuma
    Baharı müjdeler kır çiçekleri
    Çiğ taneleri ışıl ışıl, içimi aydınlatır
    Dudağıma bir tebessüm yayılır..
    Bu sabah daha farklı hayat
    Kıpır kıpır yüreğim
    Biliyorum,
    Bahar yine gelecek
    Düşler ülkesini süsleyecek…
    01/ 03/2010
    Mihrace


  • MihraceM

    Şair: Cahit S?tk? Taranc?

    Can yoldaşın olmazsa olmasın
    Yalnızım diye hayıflanmayasın,
    Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi
    Bir anne şefkatine müsavi.
    Üç adım ötede deniz
    Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
    Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
    Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgara
    Ve kış yaz,
    Dalda kuş eksik olmaz
    Dağ başında duman
    Yalnızlık nedir göreceksin
    öldüğün zaman.
    Cahit Sıtkı Tarancı


Menü

Forum araçları