İçeriğe atla

Edebiyat

41 Konu 68 İleti

Bu kategori, açık sosyal ağ üzerinden edebiyat@edebikelam.com kullanıcı adıyla takip edilebilir.

Alt kategoriler


  • Cumhuriyet sonrası, Fecr-i Âti dönemi, Tanzimat dönemi; Batı etkisinde gelişen ve İslam uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatı. Millî, tasavvuf ve anonim halk edebiyatı. Türk edebiyatının dönemleri.

    0 0
    0 Konu
    0 İleti
    Yeni ileti yok
  • Türk dil bilgisi, dil bilgisi kuralları, anlatım bozuklukları, cümle türleri, yazım kuralları... Edebiyat terimleri, atasözleri ve deyimler sözlüğü.

    0 0
    0 Konu
    0 İleti
    Yeni ileti yok
  • Sürrealizm, dadaizm, natüralizm, romantizm vb. Türk edebiyatı akımları.

    0 0
    0 Konu
    0 İleti
    Yeni ileti yok
  • Yazarların biyografileri, romanları, roman özetleri, hikâyeleri, öyküleri, denemeleri, makaleleri ve söyleşileri.

    0 0
    0 Konu
    0 İleti
    Yeni ileti yok
  • Şairlerin biyografilerini, birer şiirini, makalelerini ve söyleşilerini burada yazabilirsiniz. Biyografisi belirtilen şairlerin sadece bir şiirini belirtip diğer şiirlerini “Usta Şairlerden Seçme Şiirler” bölümünde paylaşınız.

    0 0
    0 Konu
    0 İleti
    Yeni ileti yok
  • Şairlerin biyografilerini, birer şiirini, makalelerini ve söyleşilerini burada yazabilirsiniz. Biyografisi belirtilen şairlerin sadece bir şiirini belirtip diğer şiirlerini “Usta Şairlerden Seçme Şiirler” bölümünde paylaşınız.

    4 4
    4 Konu
    4 İleti
    MihraceM
    Şair: Yılmaz Odabaşı Buralarda gece uzun Gün ışığı yakındır Var git artık Bakma ardına Ölüme fazla sokulma ama Düşün ki Mevsim rüzgarlarının savurduğu Bir orman insan Sev onu, sokul, konuştur Doludur fazla üstüne varma Hep susmak Susmak... Yetmiyor bazen İşte bu yüzden Bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün Ozanlar herşeyi anlatmalı Var git artık Acıyı aşındırma Tut Ve at sevdaya uzanan çağlayana Yılmaz Odabaşı
  • İnternet ortamından alınmış şiirleri ve şiirsel yazıları burada bizimle paylaşabilirsiniz.

    16 16
    16 Konu
    16 İleti
    S
    Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun! Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun. Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun. Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın. Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun. Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun. Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun. Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun! Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun. Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun. Şuraya Youtube'dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun. Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun. BİRHAN KESKİN
  • Rus biçimciliği; İngiliz, Alman, Fransız edebiyatı vb. Yazarların ve şairlerin biyografileri, eserleri, makaleleri ve söyleşileri.

    1 2
    1 Konu
    2 İleti
    O
    Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir mahmurluğun güneşleri; bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla biterler. Onları da baştan çıkarır, zevkin teknelerinde oynadığımız rüya oyunları. Zamanın tebeşirden kayalıklarında onları da hançerler bekler. Daha mavidir derin uykunun güneşleri: Bir zamanlar saçının bukleleri gibi. Bir gece rüzgârı olup, kız kardeşinin parayla açılan kucağına sığınmıştım; Üzerimizdeki ağaçtan sarkıyordu saçların, ama sen yoktun. Biz dünyaydık sanki, sense büyük kapının önünde bir çalılık. Beyazdır ölümün güneşleri, çocuklarımızın saçları gibi: O, yükselen sularla gelmişti, sen kumlukta bir çadır kurduğunda. Sönmüş gözleriyle, başımızın üzerinde mutluluğun hançerini kaldırmıştı. PAUL CELAN
  • Denemeler, edebî düşünceler ve köşe yazıları.

    20 46
    20 Konu
    46 İleti
    A
    Köse

Menü

Forum araçları