Cumhuriyet sonrası, Fecr-i Âti dönemi, Tanzimat dönemi; Batı etkisinde gelişen ve İslam uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatı. Millî, tasavvuf ve anonim halk edebiyatı. Türk edebiyatının dönemleri.
Şairlerin biyografilerini, birer şiirini, makalelerini ve söyleşilerini burada yazabilirsiniz. Biyografisi belirtilen şairlerin sadece bir şiirini belirtip diğer şiirlerini “Usta Şairlerden Seçme Şiirler” bölümünde paylaşınız.
Şairlerin biyografilerini, birer şiirini, makalelerini ve söyleşilerini burada yazabilirsiniz. Biyografisi belirtilen şairlerin sadece bir şiirini belirtip diğer şiirlerini “Usta Şairlerden Seçme Şiirler” bölümünde paylaşınız.
Şair: Yılmaz Odabaşı
Buralarda gece uzun
Gün ışığı yakındır
Var git artık
Bakma ardına
Ölüme fazla sokulma ama
Düşün ki
Mevsim rüzgarlarının savurduğu
Bir orman insan
Sev onu, sokul, konuştur
Doludur fazla üstüne varma
Hep susmak
Susmak...
Yetmiyor bazen
İşte bu yüzden
Bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün
Ozanlar herşeyi anlatmalı
Var git artık
Acıyı aşındırma
Tut
Ve at sevdaya uzanan çağlayana
Yılmaz Odabaşı
Şair: BİLİNMİYOR
Kadın adamı çok seviyordu,
Yemyeşil ovalarını verdi adama,
Yaşam fışkıran...
Beni seviyormusun?
Evet dedi adam...
Güneşini,ayını verdi kadın
Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına...
Beni seviyormusun?
Tabii dedi adam...
Kadın ağladı,
Gürül gürül akan pınarını verdi adama...
Beni seviyormusun?
Elbette dedi adam...
Kadın bağlandı,
Yaşam ipini adama verdi...
Bir oldular,tek oldular adamla.
Beni seviyormusun?
Biliyorsun dedi adam...
Kadın dağlarını verdi adama,
Tırmandılar doruklara.
Beni seviyormusun?
Aşağılara baktı adam zirveden.
Başkalarını gördü
Sustu adam...
Ağladı kadın,
Gözyaşını verdi adama
Almadı adam...
Kadın onurunu verdi adama
Şaşırdı adam...
Sordu yine usulca kadın
Beni seviyormusun?
Onu da seviyorum seni de dedi adam...
Sustu kadın
Verecek bir şeyi kalmadığında...
Senin yüreğine ihtiyacım var dedi adam
Başkasını sevebilmek için...
Çıkarıp yüreğini verdi kadın
Korktu adam...
Beni seviyormusun dedi adam.
Sesi yoktu kadınınsöyleyemezdi,
Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı,
Kalbi yoktu kadının sevemezdi,
Onuru yoktu kadının yaşayamazdı...
(ALINTIDIR)
Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir
mahmurluğun güneşleri;
bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla
biterler.
Onları da baştan çıkarır, zevkin teknelerinde
oynadığımız rüya oyunları.
Zamanın tebeşirden kayalıklarında onları
da hançerler bekler.
Daha mavidir derin uykunun güneşleri: Bir
zamanlar saçının bukleleri gibi.
Bir gece rüzgârı olup, kız kardeşinin parayla
açılan kucağına sığınmıştım;
Üzerimizdeki ağaçtan sarkıyordu saçların,
ama sen yoktun.
Biz dünyaydık sanki, sense büyük kapının
önünde bir çalılık.
Beyazdır ölümün güneşleri, çocuklarımızın
saçları gibi:
O, yükselen sularla gelmişti, sen kumlukta
bir çadır kurduğunda.
Sönmüş gözleriyle, başımızın üzerinde
mutluluğun hançerini kaldırmıştı.
PAUL CELAN