Ben başladım, sizler tamamlayın
-
Eski saat kulesinin çanları gece yarısını vurduğunda, sokaktaki tüm lambalar aynı anda söndü. Sadece meydanın köşesindeki o eski sahaf dükkanının vitrininden hafif, sarı bir ışık sızıyordu. Kapıdaki çıngırak kendi kendine çaldı ve içeriden bir fısıltı yükseldi...
-
Kapının önünde duran gölgeli karaltı, derin bir nefes alıp eşikten içeriye doğru bir adım attı. Yıllardır kayıp olan o pirinç anahtar, tam şu an avucunun içinde buz gibi parlıyordu. Fısıltı ona adıyla seslendiğinde, dükkanın derinliklerindeki tozlu rafların arasında bir şey kımıldadı...
-
Rafların arasından süzülen gölge, yavaşça şekil alarak yaşlı bir adamın suretine büründü. Gözleri yoktu, ama adamın avucundaki anahtara bakıyormuş gibi başını eğdi. "Nihayet," dedi sesi rüzgarda savrulan kuru yapraklar gibi hışırdayarak, "Zamanı durduranların emaneti, sahibine geri döndü. Şimdi kuleye çıkmalı ve saati tersine çevirmelisin."
-
Merdivenleri tırmanırken aslında zamandan değil, kendi içimdeki o geç kalmışlık hissinden kaçıyordum. Devasa çarkların gıcırtısı, zihnimdeki pişmanlıkların çığlığına karışıyordu. Yukarı çıktığımda, o büyük kadranın önünde durdum. Akrep ve yelkovan, hayatım boyunca kırdığım, eksik bıraktığım ve bir türlü onaramadığım tüm anların birer prangası gibiydi. Anahtarı yuvasına yerleştirirken ellerim titriyordu; çünkü zamanı geri almanın, ruhumun derinliklerinde açtığı yaraları da yeniden kanatacağını çok iyi biliyerek bu eşiğe gelmiştim...
-
Anahtarı yuvasında çevirdiğim an, kulakları sağır eden bir sessizlik kapladı her yeri. Zaman geriye doğru akmaya başladığında, saat çarklarının sesi değil, kalbimin kırılma sesleri yankılandı kulede. Gözlerimi kapattım; çünkü geri dönen her saniye, beni o en çok kaçtığım güne, hayatımın en büyük vedasına doğru sürüklüyordu. Ruhumun katman katman soyulduğunu, gençleşirken aynı zamanda nasıl ağırlaştığımı hissettim. Geçmişi değiştirmek bir lütuf değil, kendi ellerimle seçtiğim en derin azaptı belki de...
-
@Semiha
biliyordum. Yine de durmadım. Demir anahtarı son bir gayretle çevirdiğimde, kulaklarımı sağır eden o mekanik uğultu yerini derin, boğucu bir sessizliğe bıraktı. Çarklar geriye doğru dönmeye başladığında, içimdeki o geç kalmışlık hissi de yön değiştirdi; artık geleceğe geç kalmıyordum, geçmişin girdabına kapılıyordum.Kendi ellerimle kurduğum bu mahkemede, akrebin her geri adımında bir vedayı, bir kırgınlığı yeniden yaşadım. Zamanı tersine bükmek, hataları silmiyordu; aksine, onları en çıplak, en acı verici halleriyle tekrar izlemeye mahkûm ediyordu beni. Gözlerimi kapattım. Ruhumdaki yaraların kanayışını, o devasa saatin tik taklarında hissettim. Anladım ki insan, zamanı geri alsa bile, kalbindeki o eksik parçayı geçmişin tozlu sayfalarında asla bulamıyordu. Sadece, yaşanması gerekip de eksik bırakılan ne varsa, onun yükünü iki kez taşımış oluyordu. -
@Aygün
Derin, boğucu sessizlik odayı yeniden kaplarken yavaşça demir anahtara yürüdüm. Hataları silmek, yaşanmışlıkların kutsallığına ihanet etmekti. Anahtarı bu kez ileriye, ait olduğum zamana doğru çevirdim. Çarklar yeniden uğuldamaya, akrep hak ettiği yöne doğru ilerlemeye başladı. Anladım ki, geçmişi değiştiremiyorsak bile, geleceği o geçmişin küllerinden yeniden inşa etmek hala bizim elimizdeydi. Gözlerimi bugüne açtığımda, kalbimdeki parça hala eksikti; ama artık o yükü taşımaktan korkmuyordum. -
Eski saat kulesinin çanları gece yarısını vurduğunda, sokaktaki tüm lambalar aynı anda söndü. Sadece meydanın köşesindeki o eski sahaf dükkanının vitrininden hafif, sarı bir ışık sızıyordu. Kapıdaki çıngırak kendi kendine çaldı ve içeriden bir fısıltı yükseldi...
Kapının önünde duran gölgeli karaltı, derin bir nefes alıp eşikten içeriye doğru bir adım attı. Yıllardır kayıp olan o pirinç anahtar, tam şu an avucunun içinde buz gibi parlıyordu. Fısıltı ona adıyla seslendiğinde, dükkanın derinliklerindeki tozlu rafların arasında bir şey kımıldadı...Rafların arasından süzülen gölge, yavaşça şekil alarak yaşlı bir adamın suretine büründü. Gözleri yoktu, ama adamın avucundaki anahtara bakıyormuş gibi başını eğdi. "Nihayet," dedi sesi rüzgarda savrulan kuru yapraklar gibi hışırdayarak, "Zamanı durduranların emaneti, sahibine geri döndü. Şimdi kuleye çıkmalı ve saati tersine çevirmelisin."
Merdivenleri tırmanırken aslında zamandan değil, kendi içimdeki o geç kalmışlık hissinden kaçıyordum. Devasa çarkların gıcırtısı, zihnimdeki pişmanlıkların çığlığına karışıyordu. Yukarı çıktığımda, o büyük kadranın önünde durdum. Akrep ve yelkovan, hayatım boyunca kırdığım, eksik bıraktığım ve bir türlü onaramadığım tüm anların birer prangası gibiydi. Anahtarı yuvasına yerleştirirken ellerim titriyordu; çünkü zamanı geri almanın, ruhumun derinliklerinde açtığı yaraları da yeniden kanatacağını çok iyi biliyerek bu eşiğe gelmiştim...
Anahtarı yuvasında çevirdiğim an, kulakları sağır eden bir sessizlik kapladı her yeri. Zaman geriye doğru akmaya başladığında, saat çarklarının sesi değil, kalbimin kırılma sesleri yankılandı kulede. Gözlerimi kapattım; çünkü geri dönen her saniye, beni o en çok kaçtığım güne, hayatımın en büyük vedasına doğru sürüklüyordu. Ruhumun katman katman soyulduğunu, gençleşirken aynı zamanda nasıl ağırlaştığımı hissettim. Geçmişi değiştirmek bir lütuf değil, kendi ellerimle seçtiğim en derin azaptı belki de...
anahtarı son bir gayretle çevirdiğimde, kulaklarımı sağır eden o mekanik uğultu yerini derin, boğucu bir sessizliğe bıraktı. Çarklar geriye doğru dönmeye başladığında, içimdeki o geç kalmışlık hissi de yön değiştirdi; artık geleceğe geç kalmıyordum, geçmişin girdabına kapılıyordum.Kendi ellerimle kurduğum bu mahkemede, akrebin her geri adımında bir vedayı, bir kırgınlığı yeniden yaşadım. Zamanı tersine bükmek, hataları silmiyordu; aksine, onları en çıplak, en acı verici halleriyle tekrar izlemeye mahkûm ediyordu beni. Gözlerimi kapattım. Ruhumdaki yaraların kanayışını, o devasa saatin tik taklarında hissettim. Anladım ki insan, zamanı geri alsa bile, kalbindeki o eksik parçayı geçmişin tozlu sayfalarında asla bulamıyordu. Sadece, yaşanması gerekip de eksik bırakılan ne varsa, onun yükünü iki kez taşımış oluyordu.
Derin, boğucu sessizlik odayı yeniden kaplarken yavaşça demir anahtara yürüdüm. Hataları silmek, yaşanmışlıkların kutsallığına ihanet etmekti. Anahtarı bu kez ileriye, ait olduğum zamana doğru çevirdim. Çarklar yeniden uğuldamaya, akrep hak ettiği yöne doğru ilerlemeye başladı. Anladım ki, geçmişi değiştiremiyorsak bile, geleceği o geçmişin küllerinden yeniden inşa etmek hala bizim elimizdeydi. Gözlerimi bugüne açtığımda, kalbimdeki parça hala eksikti; ama artık o yükü taşımaktan korkmuyordum.
Odanın köşesinde biriken gölgeler, zamanın hızlanan ritmiyle birlikte yer değiştirirken derin bir nefes aldım. Eksik parça acıtmıyordu belki ama oradaydı; göğsümün sol yanında tekinsiz, derin bir boşluk olarak varlığını hissettiriyordu. Masanın üzerinde duran eski saat, artık doğru zamana akmanın huzuruyla tıkırdıyordu. Dönmüştüm. Kaçtığım, feda etmeye çalıştığım ne varsa hepsinin tam ortasındaydım.Adımlarım beni pencereye doğru sürükledi. Dışarıda, şafağın ilk soluk ışıkları şehri boyuyordu. Gökyüzü kirli bir maviden, umut vaat eden bir kızıla dönerken parmaklarımı cama yasladım. Camın soğukluğu tenime işledi, beni gerçeğe zincirledi. Geçmiş, arkamda bırakmam gereken bir düşman değil, ayaklarımın altındaki topraktı; beni bugüne taşıyan, sert ama güvenli toprak.İçimdeki fısıltılar nihayet dindiğinde, o demir anahtarı cebime koydum. Sırf canım yandı diye o yılları, o insanları ve en çok da kendimi feda edemezdim. Kalbimin o eksik parçası muhtemelen hiçbir zaman dolmayacaktı. Belki de bir geleceği inşa etmek, tam olmakla ilgili değil, o eksiklikle nasıl yaşayacağını öğrenmekle ilgiliydi. Küller hala sıcaktı, canımı yakıyordu; ama ellerim artık o küllerden yeni bir dünya kuracak kadar kararlıydı. Rüzgar perdeleri hafifçe havalandırırken, ilk defa arkama bakmadan odadan çıktım ve hayatın akıp giden o kalabalık ritmine doğru ilk özgür adımımı attım.
Merhaba! Bu sohbete katılmak için bir hesap oluşturabilirsiniz.
Üye olduğunuzda konuları kaldığınız yerden okumaya devam edebilir, yeni yanıtlardan e-posta veya bildirim yoluyla haberdar olabilirsiniz. Ayrıca iletileri yer imlerinize ekleyebilir ve beğendiğiniz paylaşımlara oy verebilirsiniz.
Sizin de katılımınızla bu sohbet daha güzel olabilir 💗
Kayıt Ol Giriş