İçeriğe atla
  • Hayattan Beklentileriniz Nelerdir ?

    Her Telden
    1
    0 Oy
    1 İleti
    23 Bakış
    A
    Hayattan Beklentileriniz Nelerdir ?
  • Welcome to your NodeBB!

    Her Telden
    1
    0 Oy
    1 İleti
    20 Bakış
    A
    Welcome to your brand new NodeBB forum! This is what a topic and post looks like. As an administrator, you can edit the post's title and content. To customise your forum, go to the Administrator Control Panel. You can modify all aspects of your forum there, including installation of third-party plugins. Additional Resources NodeBB Documentation Community Support Forum Project repository
  • Deneme Başlığı

    Hadi Tanışalım
    6
    0 Oy
    6 İleti
    36 Bakış
    aloscukA
    Denemece
  • Köşe Yazısı 1

    Köşe Yazıları
    3
    0 Oy
    3 İleti
    38 Bakış
    aloscukA
    deneme 1.2
  • Genel Sohbet

    Her Telden
    21
    0 Oy
    21 İleti
    106 Bakış
    aloscukA
    2008'lerin efsanesi Edebi Kelam geri döndü!
  • Bakislar

    Köşe Yazıları
    3
    0 Oy
    3 İleti
    1 Bakış
    S
    YARINLAR Huberman yazması alfabeler yarın yeniden başlanacak okunmaya bunca zaman geçti ama mücadeleler hala devam ediyor yaşamaya yani değişen sadece saçların rengi, duruyor yerli yerinde yürekler hem şimdi daha da güçlü bilekler sıkılırken havaya meydanlarda,sokaklarda haykırarak yürürken dünden kalma umutlarla yarınlara ulaşılabilmek güzellikleri ile paylaşımınız için teşekkürler
  • Kadinin Sesi

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    2 Bakış
    A
    Yazar: Azade [image: Yazının arşiv görseli] Bu yazının yalnızca arşivde bulunan bölümü kurtarılmıştır. Gecenin en futursuz, tamtamlar çalan bir saatinde, gizlenmis zaman gecmisin kuytularinda... ben ise: düşlerime düşen gizlerimin, can çekişen surlarında, gönüllü bekçilik yapıyorum. Harabeye uğrayan anılarımı,acılarımı, mutluluklarımı çıkarıyor Ve bahar temizliğini yaşıyorum. Öylesine tozlanmışlar ki; bir gülü okşar gibi siliyorum. Yorgun düşüyor bedenim, bir kulaç nefes alıyorum… Sonra, dalıyorum odamın penceresinden, karsimda bir siluet beliriyor,basliyorum konusmaya...Sen mi kimsin…… ? uzak değilsin aslında bana,yakınsın hemde tanıdık…. O derecede ulaşamadığım, yıldızlar kadar uzak… bazen dost, bazen yaren kadar aşina... bezen se, bir el kadar ırak… Bazen davetsiz misafir, bazen beklenen konuk… bazen de kendi kısır yalnızlığına kucak açmış, bir kovuk… hepsi de sensin aslında…. bir başkaları zannedilseler de…. sensin bu… istesen de, yad'sısanda .. bu ben değilim diye isyan etsen de…. Oyunun karakteristiğini beğenmesen de iyi senaryolar üretemezsen de, tek kişilik ve tek alkış alacak, oyunlar sergilesen de… bu sensin….. Sonunda, başka senaryolara sığınan da ve gerçek hayatın tam ortasında yaşayan da…. Sen busun, artılarınla eksilerinle... ama farkındasın, farkındalığnının , ve gerçeklerinin…. bunlar güçlü kılıyor ya seni.. tökezlesen de düşmüyorsun, düşsen de yere serilmiyorsun… Her daim ayakta durup, dengeni sağlayabiliyorsun… çünkü kendini seviyorsun.. Dünyaya bir kez daha gelmeyeceğini hayatı, ıskalama lüksünün olmayacağını.. ve senden başka, bir tane daha olmadığını O yüzden değerlisin kendine... kendinin kıymetini bilenlerdensin…. ve her daim bileceksin de....
  • Baba, senin ailen neden hep kötü insanlar?

    Televizyon Odası
    1
    0 Oy
    1 İleti
    2 Bakış
    S
    Sekiz yaşındaki oğlum bir akşam yemek yerken ansızın sordu: — Baba, senin ailen neden hep kötü insanlar? Elimdeki çatalı bıraktım. — Neden kötü insanlar olsunlar oğlum? — Annem öyle söylüyor. Babaannem bizi sevmiyormuş. Amcam seni kıskanıyormuş. Halam da anneme kötülük yapmış… Oğlum bunları söylerken eşime baktım. — Çocuğa neden böyle şeyler anlatıyorsun? — Ben bir şey anlatmadım, dedi. Sonra oğlumuza döndü: — Sen yanlış anlamışsın. Ama çocuk yanlış anlamamıştı. Yıllardır benim görmek istemediğim şeyi, sekiz yaşında fark etmişti: Bu evde anne tarafının kusurları konuşulup geçiliyor, baba tarafının her kusuru ise kötülük olarak anlatılıyordu. Her şey küçük cümlelerle başlamıştı: “Annen yine beni küçümsedi.” “Kardeşin seni sadece işi düşünce arıyor.” “Baban seni hiçbir zaman diğer çocukları kadar sevmedi.” “Sen bu ailede hep kullanılan taraf olmuşsun.” “Bunca iyiliğine rağmen sana ne yaptılar?” İlk zamanlarda bunları duyunca eşimin beni koruduğunu hatta uyandirdigini sanıyordum. Çocukluğumda yaşadığım bazı kırgınlıkları hatırlatıyor, yıllardır adını koyamadığım şeyleri gösterdiğini düşünüyordum. Belki de haklıydı. Çünkü bir insanı ailesinden uzaklaştırmanın en kolay yolu, ona tamamen yalan söylemek değildir. Geçmişte yaşadığı gerçek bir kırgınlığı bulup sürekli oraya dokunmaktır. Bir cümleyi bağlamından çıkarmak… Bir bakışı küçümseme saymak… Geç gelen telefonu sevgisizlik olarak yorumlamak… Unutulan bir doğum gününü yıllardır sevilmediğinin kanıtı hâline getirmek… Bir süre sonra ailemin yanında rahat edemez oldum. Annem bir şey söylese eşimin yüzüne bakıyordum. Kardeşim şaka yapsa altında başka anlam arıyordum. Her görüşmeden sonra evde saatler süren bir sorgulama başlıyordu: “Annen bunu neden söyledi?” “Kardeşinin tavrını görmedin mi?” “Baban yine seni yok saydı.” Sonunda kavga çıkmasın diye ailemi daha az aramaya başladım. Bayram ziyaretleri kısaldı. Telefonlar seyrekleşti. Davetlere bahane buldum. Ben buna “evimin huzurunu korumak” diyordum. Oysa huzuru korumuyordum. Sorun çıkmasın diye bağlarımı sessizce feda ediyordum. Burada bütün suçu eşime yükleyemem. O kapıyı kapatmak istedi; fakat anahtarı ona ben verdim. “Aman tartışma çıkmasın” diyerek sustum. Annemi aramadım. Babamı ziyaret etmedim. Kardeşlerime açıklama yapmadım. Eşim ilişkiyi yönetti, ben de pasif kalarak kopuşa yardım ettim. Bir süre sonra ailem gerçekten uzaklaştı. Aramaları azaldı. Davet etmekten vazgeçtiler. Konuşurken eskisi kadar sıcak davranmadılar. Bu kez eşim şöyle dedi: — Bak, ben sana söylemiştim. Seni gerçekten sevseler böyle davranmazlardı.Ailede üvey evlat gibisin. Oysa bu, baştan beri kurulmuş bir tuzaktı: Önce insanın ailesiyle arasına şüphe koyarsın. Sonra her görüşmeyi gergin hâle getirirsin. İlişki zayıflayınca da sonucu delil olarak gösterirsin: “Gördün mü, seni sevmiyorlar.” Çocuğumuz doğduğunda kullanılan cümleler değişti ama yöntem değişmedi: “Annen çocuğu hiç aramıyor.” “Baban diğer torununu daha çok seviyor.” “Kardesin doğum gününü geç kutladı.” “Senin ailen bizim çocuğumuzu önemsemiyor.” Çocuklar aile ilişkilerini kendileri kuramaz. Onları kim ararsa değil, çoğu zaman anne ve babası kiminle görüştürürse onu tanırlar. Kimin evine götürülürlerse onun kokusunu öğrenirler. Kimin hikâyeleri anlatılırsa ona yakınlık duyarlar. Kimin hataları sürekli tekrar edilirse ondan uzaklaşırlar. Bir gün oğlum, babaannesinin aldığı oyuncağı eline bile almak istemedi: — Beni sevmeyen birinin hediyesini istemiyorum. İşte o an anladım: Konu artık benim ailem değildi. Çocuğumun hafızasına da düşmanlık yerleştiriliyordu. Üstelik kendisine ait olmayan bir kavganın tarafı yapılmıştı. Bir çocuk, annesini üzmemek için babaannesini sevmemesi gerektiğini düşünüyorsa orada sınır koyulmuyordur. Çocuğa sadakat seçimi yaptırılıyordur. “Babaannemi seversem anneme ihanet etmiş olur muyum?” “Dedemle konuşursam annem üzülür mü?” “Babamın ailesi kötüyse babamın bir parçası da kötü mü?” Çocuk bunları açıkça söylemeyebilir. Ama içinde taşır. Garip olan şuydu: Eşim benim kuzenlerime, teyzelerime ve uzaktaki akrabalarıma karşı son derece nazikti. Düğünlerine gider, hastalandıklarında arar, sosyal medyada fotoğraflarını hep beğenirdi. Herkes onun ne kadar anlayışlı olduğunu düşünürdü. Çünkü uzaktaki akrabalar tehdit değildi. Günlük hayatımıza giremezlerdi. Çocuğumuzla güçlü bir bağ kuramazlardı. Bana sığınabileceğim yakın bir aile alanı oluşturamazlardı. Asıl koparılması gerekenler annem, babam ve kardeşlerimdi. Böylece bir gün biri: “Bu adamı ailesinden uzaklaştırdın,” derse vereceği cevap hazırdı: — Ben ailesine karşı olsam diğer akrabalarıyla da görüşmezdim. Mesele güçlü bağları zayıflatmak, zararsız ve uzak bağları ise vitrin olarak korumaktı. Elbette her baba tarafı masum değildir. Gelini küçümseyen kayınvalideler, evliliğe karışan aileler, torunlar arasında ayrım yapan büyükler vardır. Bazen uzaklaşmak gerçekten sağlıklı bir sınırdır. Ancak sınır koymakla düşmanlaştırmak aynı şey değildir. Bunu yapan bazen kadındır, bazen erkek. Bazen bilinçli bir kontrol isteğidir. Bazen kaybetme korkusudur. Bazen kendi ailesinde sevilmemiş birinin, eşinin ailesindeki her ilişkiye kuşkuyla bakmasıdır. Bazen de nesilden nesile aktarılan ve üzeri “Seni koruyorum” cümlesiyle örtülmüş bir yaradır. Ama adı ne olursa olsun sonuç değişmez: Eş yalnızlaşır. Aile bağları zayıflar. Çocuk, hiç tanımadığı insanlara karşı öfke duymayı öğrenir. Ve bir gün yemek masasında babasına şu soruyu sorar: — Baba, senin ailen neden hep kötü? Belki de o anda sorulması gereken asıl soru şudur: Gerçekten kötü oldukları için mi onları sevmiyor… yoksa onları tanımasına hiç izin verilmediği için mi?
  • Bahar Yine Gelecek

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    2 Bakış
    MihraceM
    Yazar: Mihrace [image: Yazının arşiv görseli] Gün batımlarıyla tükenir umut Akşamın kızıllığı sarar dört bir yanı Kelimeler anlamını yitirmiş Gecede derin bir sessizlik Acının rengi tanımlanır Düş, sus pus Yüreğim kalemime küs.. Vuslata yükselir dolunay Daha sabaha çok var Beklemek..Ah! beklemek.. Yüreği ne çok yorar.. Karanlık şafağa mahkum Umut, yeni günün özlemiyle kavrulur.. Ufuktan yavaş yavaş süzülür güneş Esrik bakışlar fırlatır ruhuma Baharı müjdeler kır çiçekleri Çiğ taneleri ışıl ışıl, içimi aydınlatır Dudağıma bir tebessüm yayılır.. Bu sabah daha farklı hayat Kıpır kıpır yüreğim Biliyorum, Bahar yine gelecek Düşler ülkesini süsleyecek… 01/ 03/2010 Mihrace
  • Nedir Yasam

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    0 Bakış
    A
    Yazar: Azade [image: Yazının arşiv görseli] Bu yazının yalnızca arşivde bulunan bölümü kurtarılmıştır. Nedir yaşam? Başkalarının acılarını emmekle geçirilmiş bir sünger mi.. ? Modern gündelik hayatın,yatak odalarına,tuvaletlerine, dev büyüteçlerle dalan,gerçekliğin, korkutucu karmaşasına ,psikolojik göndermeler yapılan, ezeli oyuncu insana anlam verme çabası mı....? Kentliler, köylüler, burjuvalar, aristokratlar,veliler, deliler,sanat ve aşkın en belirgin ifadesi olan,yüzler kıçlar, baldırlar,,,her kurum,ve kimlik, yıldızlı, yaldızlı, cilalı bütün ilişkiler,ezbere dayalı atmosferin,varoluş temeline dayanan esareti mi..? Kaderin ve tinsel baskının, hüküm sürdüğü bir gecenin sonunda,dökülür bu soru işaretler karmaşası… Bütün tedirginliklerin,kaygıların,kuşkuların ardı ardına gelmesi, bir krizin başladığı son saniyelerini haber verir.... Bu sinyali alan ben…..zannetmeyin ki;derin galaksilerin arasına dalmış.Bu yazgıyı,tinsel baskıyı,varlığını değiştirme konusunda,beyninin henüz ölmediğini,duygularının henüz kurumadığını,hangi ruh durumda olursa olsun,kendi yazgısının, dublorü olduğunun bilincinde.
  • KiM -SiN?

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    4 Bakış
    MihraceM
    Yazar: EkremKemal [image: Yazının arşiv görseli] ne kadarı senin bu sen'in söylesene! gözlerin,dudakların,ellerin.. ne kadarın var nekadarın yok söylesene! başka birinin akşamında başka birine ağlayıp duruyorsun sana seni soruyorum susuyorsun.. sonra kendinin,siyah o siyah gölgenin peşine düşüyorsun.. sen sanıp duruyorum sen sanıp öpüyorum başkası oluyorsun... bana bak bir kez olsun birkez kendi gözlerinle elimi tutma yine de istemem istemem.. anlıyor musun?
  • Aşktan Öte İbadet (1)

    Bu Şiirler de Benim Şiirlerim
    1
    0 Oy
    1 İleti
    1 Bakış
    F
    Şair: Fedai Güven Bu sevda yüreğimde bitmez tükenmez ûmman, Artık etkilemiyor beni vermediğin aşkını sûnman Bakıp da saçlarıma sanma ki mevsim im hâzan Fanidir dünya anlarsın ecel kapını çaldığı zaman. Yaşadım saymadım sensiz geçen şu ömrümü, Çok avuttum çok kandırdım gelirsin diye gönlümü Uzatsaydın gerimi çevirdim,tutmazmıydım ellerini? Tüm nefretin bana mı? bitirmedin isyankâr hâllerini Suçlu olan hep bendim haklı olduğum neden de, Nasıl isterdim anlamanı suçlu olmadığımı beden de Yargısız infazın masumluğun da kendisiyim, Kimse sevemez böyle ben bu aşkın efendisiyim. Sabahlarıma gün doğmadı yatmadan kalktığım Bir sanaydı dualarım secde edip taptığım, Her hesabın bedeli var Allahım görür elbet, Benim sevgim aşk değildi, aşktan öte ibadet.
  • Bu Mu Vefâ

    Bu Şiirler de Benim Şiirlerim
    1
    0 Oy
    1 İleti
    4 Bakış
    F
    Şair: Fedai Güven Bir sevda selimiydi, güzken çıkan karşıma? Dinlemez deli gönül, aldırmadı yaşıma, Hilâl-i taç yaparken sana inat başıma Gök kubbe şahidim, akıttığım gözyaşıma. Bakıyorken yüzüne, bana yetmez bir asır, Anlatamaz sevdiğimi, yüzbinlerce satır, Aşıkârım görüyorsun, gerçeğim de yok sır Liman ol sığınayım, sen istersen yine kır. Baharımı soldurdun, gonca gülüm derdikçe, Paramparça ettin sen, kalbime hep girdikçe Tek taşıdım aşkını, istedin ben verdikçe, Değerimi bilmedin, şımardın ben sevdikçe. Mutluluklarım rüyâymış, gerçek olan cefa, Kırıldım dostlarıma belki, binlerce defa, Aşk denen duyguyu kaldırıyorum ben rafa, Yalnızım, ürkek ve tek, söyleyin bu mu vefa? NOT: Şiir 14 lü hece ölçüsü(vezin) ile yazılmıştır...
  • BU KADIN O ADAMI ÇOK SEVDİ!..

    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar
    1
    0 Oy
    1 İleti
    1 Bakış
    H
    Şair: BİLİNMİYOR Kadın adamı çok seviyordu, Yemyeşil ovalarını verdi adama, Yaşam fışkıran... Beni seviyormusun? Evet dedi adam... Güneşini,ayını verdi kadın Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına... Beni seviyormusun? Tabii dedi adam... Kadın ağladı, Gürül gürül akan pınarını verdi adama... Beni seviyormusun? Elbette dedi adam... Kadın bağlandı, Yaşam ipini adama verdi... Bir oldular,tek oldular adamla. Beni seviyormusun? Biliyorsun dedi adam... Kadın dağlarını verdi adama, Tırmandılar doruklara. Beni seviyormusun? Aşağılara baktı adam zirveden. Başkalarını gördü Sustu adam... Ağladı kadın, Gözyaşını verdi adama Almadı adam... Kadın onurunu verdi adama Şaşırdı adam... Sordu yine usulca kadın Beni seviyormusun? Onu da seviyorum seni de dedi adam... Sustu kadın Verecek bir şeyi kalmadığında... Senin yüreğine ihtiyacım var dedi adam Başkasını sevebilmek için... Çıkarıp yüreğini verdi kadın Korktu adam... Beni seviyormusun dedi adam. Sesi yoktu kadınınsöyleyemezdi, Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı, Kalbi yoktu kadının sevemezdi, Onuru yoktu kadının yaşayamazdı... (ALINTIDIR)
  • Askin Intihar Vakti

    Köşe Yazıları
    2
    0 Oy
    2 İleti
    9 Bakış
    K
    Bırak kalsın işte özlenen bişeylerimiz Bırak unutturursa, hayat unuttursun Bir intihara savrulurken düşlerimiz Bırak ta son arzumuz kavuşmak olsun.. bırakta son arzumuz kavuşmak olsun bir intihara savrulmuş düşler hayat unutmuş bizi bırakında kavuşmamnın hayali bizim olsun mükemmel ötesi ekrem kemal kalemin susmasın dost
  • Düsler Fisildiyor

    Köşe Yazıları
    6
    0 Oy
    6 İleti
    2 Bakış
    O
    Elimde son sigaram Dumanında hasret dalgaları Adımlıyorum isimsiz sokakları HASRETLERİN SİGARA DUMANI KADAR TEZ GEÇMESİ DİLEKLERİMLE.., KALEMİNİ VE REHBERİNİ VE ADIMLARINA YOL OLAN İSİMSİZ SOKAKLAR INI KUTLARIM MİRAY..! KALEMİN ! EN KESKİN HALİYLE, HOŞ GELMİŞ, SEFALAR GETİRMİŞ, BİRGÜL YOLDAŞIMM..!
  • Haziran'da Kar Yagar Düslerime

    Köşe Yazıları
    3
    0 Oy
    3 İleti
    1 Bakış
    H
    Kâh gönül akla isyan eder, kâh akıl gönlün nazını çekemez firar eder... Her iki hâl de kalbî duyguların en yoğun yaşandığı zamanlardır ve bu hallerde dile gelen duyguların şiir olarak yansıması, onları kastedilen mananın ötesinde güzelleştiriyor sanırım... "Yalnızlığım gel yoldaş ol yüreğime Haziran'da kar yağar düşlerime..." Yüreğinize sağlık sayın Mihrace
  • Kafesin icinden

    Köşe Yazıları
    3
    0 Oy
    3 İleti
    5 Bakış
    K
    Sana; ne yazdıklarım seni anlatabilir, ne de sen anlattıklarımdan bir şey anlayabilirsin. Sen sadece benim, yaşadıklarımda ya da yaşayamayacaklarımda gizlisin.” öyle bir anlatmışki kalem yürekten gelenleri ben sustum hocam saygıyla kaleminiz hiç susmasın
  • kaçak..

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    3 Bakış
    MihraceM
    Yazar: EkremKemal [image: Yazının arşiv görseli] Çelimsiz bir akissin işte dünyayı dolduran o boşluğun içinde mağlupsun,yaralısın üstelik.. bir yanın ölmek hevesinde bazı bir kahve köşesinde bazen dağınık,içli bir akşam saatinde biliyorum..aklından kaçmak geciyordu doğrusu kendinden ama kime? geberesi bir kafes içindesin nereye baksan gidişler gelmeyişler hayat.. hayat biraz da böyle işte ayrılıklar pişmanlıklar çelişkiler... bazı bir sahil kenarında bazen telaşlı ıslak bir yağmur öncesinde biliyorum aklından kaçmak geçiyordur evet kendinden ama kime?
  • Annem, Hayat Ve Gözyasi

    Köşe Yazıları
    1
    0 Oy
    1 İleti
    0 Bakış
    MihraceM
    Yazar: Mihrace [image: Yazının arşiv görseli] Bu yazının yalnızca arşivde bulunan bölümü kurtarılmıştır. O! köyünün sokaklarında salınan nazlı bir ceylandı. Geleceğe dair hayalleri vardı, Yaşamı bir evcilik oyunu sandı Her genç kız gibi sevdalandı, mutluluktu düşlediği El ele verip çıktılar bir yolculuğa, İstikamet masallar diyarıydı Acı yoktu düşlerinde, ayrılık, hasret yoktu Ama veda etti köyüne, sevdiklerine, İlk ayrılık acısı düştü yüreğine Bir yanda anne baba özlemi, Bir yanda sıla hasreti yüreğini dağladı Her türkünün sözleriyle ağladı Beklediği gibi değildi hayat Gün oldu aç kaldı, yalnız kaldı Çetin bir mücadeleydi yaşam Sıkıntılar hergün büyüyordu, ama yılmıyordu Bir güneş gibi doğdu ilk bebeği, Sonra ikinci ve diğerleri Anne olmanın mutluluğu ile ikinci baharını yaşıyordu Sevdiceği sürekli yalnız bırakıyordu Not: Acının yoğurduğu çileli bir yaşamın hikayesidir yaşananlar.. Sevgili anneciğimin hüzünlü, sevgi dolu yüreğinin kanayan yarasıydı yansıtmaya çalıştıklarım..Hiç bir anneye evlat acısı tattırmasın Yaradan..Hakkını ödeyemeyeceğimiz annelerimizi bir gün değil hayatımızın her anında hatırlamak dileğiyle..Tüm annelerin ve sevgili annemin anneler günü kutlu olsun

Menü

Forum araçları