İçeriğe atla
  • Kategoriler
  • Güncel
  • Etiketler
  • Popüler
  • Dünya
  • Kullanıcılar
  • Gruplar
Deriler
  • Light
  • Brite
  • Cerulean
  • Cosmo
  • Flatly
  • Journal
  • Litera
  • Lumen
  • Lux
  • Materia
  • Minty
  • Morph
  • Pulse
  • Sandstone
  • Simplex
  • Sketchy
  • Spacelab
  • United
  • Yeti
  • Zephyr
  • Dark
  • Cyborg
  • Darkly
  • Quartz
  • Slate
  • Solar
  • Superhero
  • Vapor

  • Varsayılan (Arayüz Yok)
  • Arayüz Yok
Daralt
EdebiKelam.com

Edebiyatseverlerin Buluşma Noktası

Ana Sayfa Forumlar Son Paylaşımlar Hakkımızda Kayıt Ol Giriş
  • Ara
  • Mesajlar
  • Giriş
S

Semiha

@Semiha
Takip etme Takip Et
Hakkında
İleti
37
Konu
29
Paylaşımlar
0
Gruplar
0
Takipçiler
0
Takip Edilenler
0

İleti

Güncel En İyi Tartışmalı

  • Beni Sorgulama
    S Semiha
    Kendi Yazdığım Şiirsel Yazılarım

    Beni sorgulama. Çünkü beni her tartıya çıkardığında, aslında kendi insanlığını ölçüyorsun. Ben senin karanlığa karşı yaktığın en narin, ama asla sönmeyen mumunum.

    Ben ne zayıflığım ne de kör bir saflık.Ben senin bu dünyaya bıraktığın en sahici imzanım.


  • BUGÜN
    S Semiha
    Günlük

    Bugün biraz hava almak için dışarı çıktım ve bir yere oturup kahvemi yudumlarken, hemen yan masada oturan iki kişinin konuşmasına istemeden de olsa kulak misafiri oldum. O andan sonra ne önümdeki kitaba odaklanabildim ne de ortamın huzuruna... Çünkü yan masadan yükselen kelimelerden adeta çıplak bir bencillik akıyordu.Konuşmayı kendi içimde muhakeme etmeden duramadım. Biri, diğerinin tüm çabasını, duygusunu ve zamanını tek bir hamlede hiçe sayıyor; tamamen kendi çıkarını ve konforunu dikte ediyordu. İşin asıl hüzünlü kısmı, bu hoyratça tavır karşısında diğerinin çaresizce susması ve alanının daralmasıydı. Haklı olmak ya da kendi istediğini almak uğruna, hemen yanı başındaki insanın varlığını bu kadar rahat yok sayabilmek büyük bir körlüktü.O masadan yükselen bu bencilce diyalog içimi burktu ama eve dönerken bana derin bir ayna oldu. İnsan ilişkilerinde adaleti, dinlemeyi ve nezaketi korumanın ne kadar hayati olduğunu o yan masaya bakarken bir kez daha anladım. Kendi hayatımda hiç kimseye bu hissi yaşatmamak için kendi sınırlarımı ve üslubumu hep tartacağım.


  • Ben başladım, sizler tamamlayın
    S Semiha
    Eksik Kalan Hikâyeyi Tamamlama

    Eski saat kulesinin çanları gece yarısını vurduğunda, sokaktaki tüm lambalar aynı anda söndü. Sadece meydanın köşesindeki o eski sahaf dükkanının vitrininden hafif, sarı bir ışık sızıyordu. Kapıdaki çıngırak kendi kendine çaldı ve içeriden bir fısıltı yükseldi...
    Kapının önünde duran gölgeli karaltı, derin bir nefes alıp eşikten içeriye doğru bir adım attı. Yıllardır kayıp olan o pirinç anahtar, tam şu an avucunun içinde buz gibi parlıyordu. Fısıltı ona adıyla seslendiğinde, dükkanın derinliklerindeki tozlu rafların arasında bir şey kımıldadı...

    Rafların arasından süzülen gölge, yavaşça şekil alarak yaşlı bir adamın suretine büründü. Gözleri yoktu, ama adamın avucundaki anahtara bakıyormuş gibi başını eğdi. "Nihayet," dedi sesi rüzgarda savrulan kuru yapraklar gibi hışırdayarak, "Zamanı durduranların emaneti, sahibine geri döndü. Şimdi kuleye çıkmalı ve saati tersine çevirmelisin."

    Merdivenleri tırmanırken aslında zamandan değil, kendi içimdeki o geç kalmışlık hissinden kaçıyordum. Devasa çarkların gıcırtısı, zihnimdeki pişmanlıkların çığlığına karışıyordu. Yukarı çıktığımda, o büyük kadranın önünde durdum. Akrep ve yelkovan, hayatım boyunca kırdığım, eksik bıraktığım ve bir türlü onaramadığım tüm anların birer prangası gibiydi. Anahtarı yuvasına yerleştirirken ellerim titriyordu; çünkü zamanı geri almanın, ruhumun derinliklerinde açtığı yaraları da yeniden kanatacağını çok iyi biliyerek bu eşiğe gelmiştim...

    Anahtarı yuvasında çevirdiğim an, kulakları sağır eden bir sessizlik kapladı her yeri. Zaman geriye doğru akmaya başladığında, saat çarklarının sesi değil, kalbimin kırılma sesleri yankılandı kulede. Gözlerimi kapattım; çünkü geri dönen her saniye, beni o en çok kaçtığım güne, hayatımın en büyük vedasına doğru sürüklüyordu. Ruhumun katman katman soyulduğunu, gençleşirken aynı zamanda nasıl ağırlaştığımı hissettim. Geçmişi değiştirmek bir lütuf değil, kendi ellerimle seçtiğim en derin azaptı belki de...

    anahtarı son bir gayretle çevirdiğimde, kulaklarımı sağır eden o mekanik uğultu yerini derin, boğucu bir sessizliğe bıraktı. Çarklar geriye doğru dönmeye başladığında, içimdeki o geç kalmışlık hissi de yön değiştirdi; artık geleceğe geç kalmıyordum, geçmişin girdabına kapılıyordum.Kendi ellerimle kurduğum bu mahkemede, akrebin her geri adımında bir vedayı, bir kırgınlığı yeniden yaşadım. Zamanı tersine bükmek, hataları silmiyordu; aksine, onları en çıplak, en acı verici halleriyle tekrar izlemeye mahkûm ediyordu beni. Gözlerimi kapattım. Ruhumdaki yaraların kanayışını, o devasa saatin tik taklarında hissettim. Anladım ki insan, zamanı geri alsa bile, kalbindeki o eksik parçayı geçmişin tozlu sayfalarında asla bulamıyordu. Sadece, yaşanması gerekip de eksik bırakılan ne varsa, onun yükünü iki kez taşımış oluyordu.

    Derin, boğucu sessizlik odayı yeniden kaplarken yavaşça demir anahtara yürüdüm. Hataları silmek, yaşanmışlıkların kutsallığına ihanet etmekti. Anahtarı bu kez ileriye, ait olduğum zamana doğru çevirdim. Çarklar yeniden uğuldamaya, akrep hak ettiği yöne doğru ilerlemeye başladı. Anladım ki, geçmişi değiştiremiyorsak bile, geleceği o geçmişin küllerinden yeniden inşa etmek hala bizim elimizdeydi. Gözlerimi bugüne açtığımda, kalbimdeki parça hala eksikti; ama artık o yükü taşımaktan korkmuyordum.

    Odanın köşesinde biriken gölgeler, zamanın hızlanan ritmiyle birlikte yer değiştirirken derin bir nefes aldım. Eksik parça acıtmıyordu belki ama oradaydı; göğsümün sol yanında tekinsiz, derin bir boşluk olarak varlığını hissettiriyordu. Masanın üzerinde duran eski saat, artık doğru zamana akmanın huzuruyla tıkırdıyordu. Dönmüştüm. Kaçtığım, feda etmeye çalıştığım ne varsa hepsinin tam ortasındaydım.Adımlarım beni pencereye doğru sürükledi. Dışarıda, şafağın ilk soluk ışıkları şehri boyuyordu. Gökyüzü kirli bir maviden, umut vaat eden bir kızıla dönerken parmaklarımı cama yasladım. Camın soğukluğu tenime işledi, beni gerçeğe zincirledi. Geçmiş, arkamda bırakmam gereken bir düşman değil, ayaklarımın altındaki topraktı; beni bugüne taşıyan, sert ama güvenli toprak.İçimdeki fısıltılar nihayet dindiğinde, o demir anahtarı cebime koydum. Sırf canım yandı diye o yılları, o insanları ve en çok da kendimi feda edemezdim. Kalbimin o eksik parçası muhtemelen hiçbir zaman dolmayacaktı. Belki de bir geleceği inşa etmek, tam olmakla ilgili değil, o eksiklikle nasıl yaşayacağını öğrenmekle ilgiliydi. Küller hala sıcaktı, canımı yakıyordu; ama ellerim artık o küllerden yeni bir dünya kuracak kadar kararlıydı. Rüzgar perdeleri hafifçe havalandırırken, ilk defa arkama bakmadan odadan çıktım ve hayatın akıp giden o kalabalık ritmine doğru ilk özgür adımımı attım.


  • İki dünyalıyım
    S Semiha
    Eksik Kalan Şiiri Tamamlama

    Kimi bir parça umut bıraktı, kimi derin bir hüsran,Her insandan bir iz kaldı geriye, sanki geçip giden zamandan.Şimdi iki dünyalıyım; hem kendi içimde yalnız bir nefer,Hem de başkalarının hikayesinde silik bir yolcu, sessiz bir sefer.


  • Ben başladım, sizler tamamlayın
    S Semiha
    Eksik Kalan Hikâyeyi Tamamlama

    Anahtarı yuvasında çevirdiğim an, kulakları sağır eden bir sessizlik kapladı her yeri. Zaman geriye doğru akmaya başladığında, saat çarklarının sesi değil, kalbimin kırılma sesleri yankılandı kulede. Gözlerimi kapattım; çünkü geri dönen her saniye, beni o en çok kaçtığım güne, hayatımın en büyük vedasına doğru sürüklüyordu. Ruhumun katman katman soyulduğunu, gençleşirken aynı zamanda nasıl ağırlaştığımı hissettim. Geçmişi değiştirmek bir lütuf değil, kendi ellerimle seçtiğim en derin azaptı belki de...


  • Ben başladım, sizler tamamlayın
    S Semiha
    Eksik Kalan Hikâyeyi Tamamlama

    Merdivenleri tırmanırken aslında zamandan değil, kendi içimdeki o geç kalmışlık hissinden kaçıyordum. Devasa çarkların gıcırtısı, zihnimdeki pişmanlıkların çığlığına karışıyordu. Yukarı çıktığımda, o büyük kadranın önünde durdum. Akrep ve yelkovan, hayatım boyunca kırdığım, eksik bıraktığım ve bir türlü onaramadığım tüm anların birer prangası gibiydi. Anahtarı yuvasına yerleştirirken ellerim titriyordu; çünkü zamanı geri almanın, ruhumun derinliklerinde açtığı yaraları da yeniden kanatacağını çok iyi biliyerek bu eşiğe gelmiştim...


  • Ben başladım, sizler tamamlayın
    S Semiha
    Eksik Kalan Hikâyeyi Tamamlama

    Rafların arasından süzülen gölge, yavaşça şekil alarak yaşlı bir adamın suretine büründü. Gözleri yoktu, ama adamın avucundaki anahtara bakıyormuş gibi başını eğdi. "Nihayet," dedi sesi rüzgarda savrulan kuru yapraklar gibi hışırdayarak, "Zamanı durduranların emaneti, sahibine geri döndü. Şimdi kuleye çıkmalı ve saati tersine çevirmelisin."


  • Ben başladım, sizler tamamlayın
    S Semiha
    Eksik Kalan Hikâyeyi Tamamlama

    Kapının önünde duran gölgeli karaltı, derin bir nefes alıp eşikten içeriye doğru bir adım attı. Yıllardır kayıp olan o pirinç anahtar, tam şu an avucunun içinde buz gibi parlıyordu. Fısıltı ona adıyla seslendiğinde, dükkanın derinliklerindeki tozlu rafların arasında bir şey kımıldadı...


  • Ben başladım, sizler tamamlayın
    S Semiha
    Eksik Kalan Hikâyeyi Tamamlama

    Eski saat kulesinin çanları gece yarısını vurduğunda, sokaktaki tüm lambalar aynı anda söndü. Sadece meydanın köşesindeki o eski sahaf dükkanının vitrininden hafif, sarı bir ışık sızıyordu. Kapıdaki çıngırak kendi kendine çaldı ve içeriden bir fısıltı yükseldi...


  • İçsel sessızlığim
    S Semiha
    Kendi Yazdığım Şiirsel Yazılarım

    Gecenin sessizliği odanın duvarlarına çarpıp içime sızıyor. İçimde, hiçbir yere ait olamayan ama her yere gitmek isteyen göçebe bir ruh uyanıyor yine. Zaman, parmaklarımın arasından kayıp giden ince bir kum tanesi gibi; ne tutabiliyorum ne de durdurabiliyorum akışını.Bazen ruhum, kendi sessizliğinin altında eziliyor. Kelimeler yetmiyor içimdeki o derin denizi anlatmaya. Bir yanım alabildiğine coşkulu bir nehir, diğer yanım kurumuş, çatlamış bir toprak gibi sessiz. Kendi içimde kaybolurken, aslında kendimi bulmaya çalıştığımı biliyorum. Hayatın ritmi dışarıda akar giderken, ben kendi kalbimin atışlarında duruyorum. Eksik kalan ne varsa, belki de bu içsel sessizliğin içinde tamamlanmayı bekliyordur.


  • BUGÜN
    S Semiha
    Günlük

    Bugün içimde, rüzgarlı bir günde pencereden dışarıyı seyretmek gibi sakin ama derin bir his var. Günler birbirini kovalarken bazen durup sadece "ben şu an ne hissediyorum?" diye sormayı unuttuğumu fark ettim. Zihnim sürekli bir sonraki adımı planlayan, eksikleri kapatmaya çalışan bir makine gibi çalışıyor. Ama tam şu an, her şeyi bir kenara bırakıp sadece kendimle baş başa kalmanın hafifliği içimi kaplıyor.Bazen kelimelerin arkasına saklanmadan, sadece hissetmek ve o hissin beni götürdüğü yere gitmek istiyorum. Hayatın koşturmacası içinde kaybolan küçük detayları, içimdeki o sessiz odanın sesini dinlemeyi özlemişim. Karmaşık düşüncelerimin arasında, aslında en çok sadeliğe ve anlaşılmaya ihtiyaç duyduğumu görüyorum. İçimdeki bu sessiz konuşma, kendime olan şefkatimi tazelememe yardım ediyor.


  • Anahtar bızzat benım
    S Semiha
    Nevrotik Mırıldanmalar

    Durduramıyorum, gerçekten durduramıyorum, sanki beynimin içinde yüzlerce radyo kanalı aynı anda açık ve hepsi farklı bir felaket senaryosu yayınlıyor, sesler birbirine karışıyor.
    Neden her şey bu kadar ağır? sanki göğsümün üzerinde tonlarca ağırlıkta bir taş var ve ben ne kadar derin nefes alırsam alayım, o oksijen ciğerlerime hiç ulaşmıyor, hep bir eksiklik, hep bir yarım kalmışlık hissi.


  • Anahtar bızzat benım
    S Semiha
    Nevrotik Mırıldanmalar

    Zihnimin içindeki o bitmek bilmeyen uğultu yine başladı, hayır, aslında hiç susmadı ki, sadece ben bazen duymazlıktan gelmeyi başardım ya da başardığımı sandım ama insan kendi gölgesinden kaçabilir mi, kaçamaz, imkansız. Saat kaç? Saatin kaç olduğunun ne önemi var, zaman zaten doğrusal değil ki, geçmişteki o hata, hani üç yıl önce o kapıdan çıkarken söylediğim o son kelime var ya, o kelime şu an tam şurada, boğazımda bir yumru gibi duruyor ve ben sanki hala o saniyede sıkışıp kalmışım gibi hissediyorum. Herkes bana bakıyor gibi, sokakta yürürken, otobüste, hatta şu an bu karanlık odada bile duvarların gözleri var sanki, beni yargılıyorlar, "yeterince iyi değilsin" diyorlar, "yine mahvedeceksin" diye fısıldıyorlar.Ellerim mi titriyor benim, yoksa odadaki hava mı dalgalanıyor? Bir sonraki adımda ne olacak, ya her şey tepe taklak olursa, ya o telefon çalarsa ve duymak istemediğim o haberi alırsam, aslında kötü bir şey olacağı kesin çünkü ne zaman işler biraz yolunda gitse arkasından büyük bir felaket gelir, bu hayatın değişmez kuralı, benim lanetim. Keşke şu düşünceleri bir çekmeceye kilitleyip anahtarını yutabilsem ama anahtar bizzat benim kafamın içinde ve ben sürekli o kilidi çevirip içeriye, o karanlık, karmakarışık, her köşesinden pişmanlık fışkıran o odaya bakıyorum. Kapıyı kapat, pencereyi ört, sesleri kıs... ama hayır, en yüksek ses içeriden geliyor, kendi sesim beni sağır ediyor, nefes al, sadece nefes al... ama o bile çok ağır geliyor şimdi.


  • Mutlu Evliliğin Keşfedilmesi
    S Semiha
    Kadın ve Erkek / Aşk ve Evlilik

    ettikten sonra iki tarafın kendini güvende hissederek(karşı tarafın kendisine saldırmayacağından emin olarak) eşine kendini açmaya başladığı, temel ihtiyaçlarını ifade ettiği, geçmiş yaşantılarından(eksiklerinden, yetersizliklerinden, acılı anılarından) bahsedebildiği bir tüneme noktasına gelebildiklerinde kendileri için en ideal ilişkinin temellerini atmaya hazır oldukları anlamına gelir.

    Gerçek bir ilişkide eşler; içtenlik, samimiyet, sevgi ve şefkat duygularıyla birbirlerinin şifacısı durumuna geldiklerinde, ilişkinin en zor tarafı olan duygusal katmanını yük olmaktan çıkarır iki taraf için de yaşam kaynağı haline dönüştürürler. Fark edilmeyi bekleyen bir sır gibi deneyimin içinde saklı olan bu destekleyici ve onarıcı ilişki, yaşanacak sıkıntılara rağmen değişime kendisini açan ve bir ötekini merak eden çiftlere kapılarını aralayacaktır. İlişkinin duygusal katmanı sağlamlaştıktan sonra geriye ortak yaşam kültürü oluşturmak, sorumlulukları paylaşmak, geleceğe ilişkin ortak hedefler koymak gibi daha çok düşünce ve davranış kısmıyla ilgili kısımlar kalacaktır ki, bunlar en temel duygusal ihtiyaçlarını ( sevilmek, beğenilmek, güvende hissetmek, değer görmek, yeterli hissetmek gibi) derinden karşıladığını hisseden bir çiftin kolaylıkla şekillendirebileceği şeylerdir.

    Şanver YEREBAKAN
    Uzm. Klinik Psk. / Psikoterapi


  • MUTLU EVLİLİĞİN KEŞFEDİLMESİ
    S Semiha
    Kadın ve Erkek / Aşk ve Evlilik

    Mutlu bir evliliğin tarifini yapmak mümkün mü ? Herkesin kendisi için bir tarif yapması mümkün ama herkes için bir tarif yapmak mümkün değil gibi görünüyor. İnsanların bir çoğunun evliliği, kendileri için bir milat olarak kabul ettiklerini görürüz. "Evlendikten sonra bırakacağım, değişeceğim, yapacağım" gibi sözlerle kişisel olarak daha iyi bir noktada olacağını düşünerek bu yola çıkar. Şu andaki eksikliklerin tamamlanacağı ve ideal kimliğine ulaşacağı, değişimin ve dönüşümün mihenk noktası olacak bir yer gibi hayal edilir. Sanki, uyum sağlamak zorunda olduğunuz bir hayattan tercih etme hakkına sahip olduğunuz bir hayata geçişin olacağı ve size göre şekillenecek bir ilişki ile hak ettiğiniz hayatı yaşayacağınız bir dönemin başlangıcı gibidir. Bir de evleneceğiniz kişiyle ilgili hayaller kurmaya başlarsınız. En iyi ve en doğru insanı bulmaya dönük motivasyonla aradığınız kişinin, geçmiş olumlu yaşantılarınızı devam ettirecek ve güzellikleri koruyacak, aynı zamanda olumsuz yaşantılarınızı tekrar yaşatmayacak ve ondan kalan izlerinizi silebilecek biri olmasını istersiniz. Geçmişte verilmemiş olan fırsatları size verecek, değerli olduğunuzu hissettirecek, şartsız kabul edecek ve sevgi gösterecek, tüm zayıflıklarınızla ve eksikliklerinizle size şefkat duyabilecek, kendinizi tüm yönlerinizle bütün hissetmenizi sağlayabilecek birini beklersiniz. Çünkü, ona ihtiyaç duyarsınız.

    Yapılan araştırmalara bakıldığında, evlilik hayatına ilişkin insanların bilinçdışı beklentilerinde; geçmişten kalan travmaların ve yaraların, eş ile kurulacak olumlu ilişkinin atmosferinde sarılması ve iyileştirilmesi olduğu ortaya çıkmaktadır. Ebeveynlerimizin kendi sorunlarının gölgesinde oluşturmuş oldukları ilişki biçimi, bizim gelecek hayatta kuracağımız yakın ilişkilerin çekirdeğini oluşturur. Ne kadar özenle ve fedakarlıkla yetiştirilmiş olduğumuzu düşünsek de, bizi yetiştirenlerin kendi yaraları ve travmalarının etkisiyle ortaya çıkan ilişki biçimlerinden bizler de nasibimizi alırız. Bu ilişkisel mirasın kalıplarını, yakın ilişki kurduğumuz bir çok insanda tekrarlarız. Tekrarlamamızın temel amacı, çocukluk yıllarından kalan olumsuz duyguları olumluya çevirebilmek ve temel duygusal ihtiyaçlarımızı, kaybetme korkusu yaşamadan karşılayabileceğimiz birini bulabilmektir.

    Yakın ilişkilerin son durağı olan evlilik tüm bu beklentilerin ve hayallerin gerçeklikle karşılaştığı yerdir. Eşler "Beni çok şaşırttın ve hayal kırıklığına uğrattın" derken gerçeklik üzerinden değil çoğu zaman zihnindeki ideal eş tasarımı üzerinden değerlendirme yaparlar. Karşısındakinden beklediği esneklik, sevgi, şefkat, ilgi ve desteğe en az kendisi kadar onun da ihtiyaç duyduğunu unutarak gerçeklikten uzaklaşırlar. Karşı tarafın da benzer bir motivasyon ve ihtiyaçlar eşliğinde ilişki kurduğu ve beklentisini bu yönde şekillendirdiği göz önünde bulundurulduğunda, çoğu zaman ideal evliliğe hayal kırıklıklarının çemberinden geçmeden ulaşmanın mümkün olmadığını görmekteyiz.

    Mutlu bir evliliği tanımlarken klişe bazı standartlardan bahsetmek yerine, insanların önce kendilerini sonra eşlerini daha yakından tanımaya dönük bir sürece girmeleri ve en temel duygusal ihtiyaçlarını (sevilme, değer görme, fark edilme, şefkat gösterilme, yeterli olduğunu hissedebilme gibi) eşlerine ifade edebilmeleri ve eşlerinin de en temel duygusal ihtiyaçlarını (sevilme, değer görme, fark edilme, şefkat gösterilme, yeterli olduğunu hissedebilme gibi) fark edip gidermeye dönük bir ilişki kurduklarında, o zaman evliliğe dönük beklentilerinin daha derinden karşılandıklarını göreceklerdir. Anlaşılmadıklarını, mutsuz olduklarını, derin hayal kırıklıkları yaşadıklarını, sürekli tartıştıklarını ifade eden çiftlerin karşılıklı güven zemini içerisinde kendilerini ifade edebilecek ve karşı tarafı dinleyip anlayabilecek duruma geldiklerinde gerçek bir ilişkiye başlangıç yaptıklarını görebilmekteyiz. Gerçek bir ilişkide, eşlerin evlilik öncesinde hayalini kurduğu o kusursuz eşle sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamaya dönük tasarımladığı ilişki modelinin, evliliğin gerçekliğiyle uyuşmadığını anladığı anda yaşananlar (kavgaların azaldığı, hafif bir depresif havanın hakim olduğu ve gerçeklikle yüzleşildiği dönem), bir yas sürecine dönüşmektedir. Diğer eşin de en az kendisi kadar ihtiyaçlarının, incinmişliklerinin, travmalarının olduğunu kabul ettikten sonra iki tarafın kendini güvende hissederek(karşı tarafın kendisine saldırmayacağından emin olarak) eşine kendini açmaya başladığı, temel ihtiyaçlarını ifade ettiği, geçmiş yaşantılarından(eksiklerinden, yetersizliklerinden, acılı anılarından) bahsedebildiği bir tüneme noktasına gelebildiklerinde kendileri için en ideal ilişkinin temellerini atmaya hazır oldukları anlamına gelir.

    Gerçek bir ilişkide eşler; içtenlik, samimiyet, sevgi ve şefkat duygularıyla birbirlerinin şifacısı durumuna geldiklerinde, ilişkinin en zor tarafı olan duygusal katmanını yük olmaktan çıkarır iki taraf için de yaşam kaynağı haline dönüştürürler. Fark edilmeyi bekleyen bir sır gibi deneyimin içinde saklı olan bu destekleyici ve onarıcı ilişki, yaşanacak sıkıntılara rağmen değişime kendisini açan ve bir ötekini merak eden çiftlere kapılarını aralayacaktır. İlişkinin duygusal katmanı sağlamlaştıktan sonra geriye ortak yaşam kültürü oluşturmak, sorumlulukları paylaşmak, geleceğe ilişkin ortak hedefler koymak gibi daha çok düşünce ve davranış kısmıyla ilgili kısımlar kalacaktır ki, bunlar en temel duygusal ihtiyaçlarını ( sevilmek, beğenilmek, güvende hissetmek, değer görmek, yeterli hissetmek gibi) derinden karşıladığını hisseden bir çiftin kolaylıkla şekillendirebileceği şeylerdir.

    Şanver YEREBAKAN
    Uzm. Klinik Psk. / Psikoterapist


  • KARGO
    S Semiha
    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar

    Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.

    Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!

    Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.

    Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.

    Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.

    Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun.

    Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.

    Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.

    Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!

    Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.

    Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun.

    Şuraya Youtube'dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.

    Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.

    BİRHAN KESKİN


  • YERYÜZÜ. HALLERİ
    S Semiha
    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar

    Terliymiş mavi gök, bıkkınmış akşamüstü
    balkon yorgunmuş, yel söylenecekmiş.
    Hariçmiş badem dünyadan, sardunya
    daha şımaracakmış. Kerem edecekmiş taş,
    mayalanacakmış çöl, düze çıkacakmış çukur.
    Hah hah ha…
    Sağ sağrımda aşk tozu birikiyor
    gamzemde lirik hatıra.

    Karnımın üstündeki çiyden duyuyorum dünyayı
    Her ayağım bir başka yöne işaret ediyor.

    Durmadan değişiyormuş dünya
    Örümcek bağlıyormuş hatıra…

    Ruhumdaki sarkaç bir atıyor beni
    cesaretin beyaz atına, bir çekiyor içeri
    ağulu korkuya.
    (Ben üretmişim kuşkuyu, benim ipliğimmiş
    korku! hah.)

    Örümcek bağlıyormuş hatıra
    hah hah ha.

    İpim indirsene beni dünyaya

    Birhan Keskin


  • AH'LAR AĞACI
    S Semiha
    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar

    Sarımsak kokulu fötr şapkalı amcalarla,
    Muhabbet ederdik kuyrukta.
    Bizler sarımsak kokan uzun bir dizenin,
    Fötr şapkalı kelimeleriydik,
    Çürük dişlerimizle bizler,
    Dökülmüş harfler gibi kelimelerden,
    Saf ve pembe gülümserdik.
    Bizler her üç ayın sonunda yeniden doğan bebeklerdik.
    Neden ilerlemiyor bu kuyruk derdik,
    Neden hep aynı yerdeyiz,
    Hayattan söz edilirdi,
    Zor denirdi,
    Ve ardından susulurdu mutlaka.

    Fötr şapkalı amcalardan biri
    Ah derdi sonra,
    Ah!
    Kuyruk öfkeyle kıpırdanırdı o zaman.

    Dıdem Mamak


  • YALINAYAK ŞİİRDİR
    S Semiha
    Alıntı Şiir ve Şiirsel Yazılar

    1.Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim

    Emrazı Zühreviye Hastanesi'ne kapatıldı anamız
    Adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarındandır

    Şeker atar hâlâ mazgallardan Cankurtaran'da
    Acı Bacı'nın acı bilmez uçurtma çocuklarına

    Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?

    2.Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim

    Babamız dövüldü güllabici odunlarla tımarhanede
    Acaba halk nedir diye düşünür arada işittiği

    Dudullu'dan tâ Salacak'a koşarak alkışlayalım
    Fazla babalarıyla dondurma yiyen çocukları

    Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?

    Ece AYHAN

Menü

  • Ana Sayfa
  • Anketler
  • Arama
  • Arşiv
  • Dosyalar
  • En İyiler
  • Geri Bildirim
  • Forumlar
  • Üyeler
  • İstatistikler
  • Konular
  • Köşe Yazıları
  • Kurallar
  • Özel Mesajlar
  • Şiir
  • Tavsiye Edin
  • Yeni Haber
  • Hesabınız

Kimler Çevrimiçi?

Şu an sitede, 0 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

Üyelik

Hoş geldiniz, misafir.

Giriş (Kayıt ol)

Üyelik:

Son üye: YingYang

Toplam: 53

Çevrimiçi üyeler:

Şu an çevrimiçi üye yok.

Tümünü gör

Günün Sözü

Hayat, biz başka planlar yaparken başımıza gelenlerdir.
— John Lennon

Rastgele Şiir

Gelecektin Ya Hani Neden Gelmedin

Şair: Fedai Güven Unuttum mavi miydi yeşil mi bakışı? Ne iz ne bir ses, olmuşum sabır taşı Yaksa da yokluğun üşüdüm, yaşadım kışı Gelecektin ya hani neden gelmedin? Gecenin kör vakti sağır dilsiz evren de, Nasıl düşünmezdim, yaşıyorken beden de? Gelecek dedim, bahane aramadım neden de, Gelecektin ya hani neden gelmedin? Yanıp tutuştuğum ümitsiz geceler de... Dilimden düşmedi adın söylendi hecelerde Sanaydı dualarım vardığım secdeler de Gelecektin ya hani neden gelmedin? Ağıtlar söylenirken yüreğimden dilimden, Yıkıldı bentler, taştı gözyaşı selimden, Çare olsaydın...ölürdüm bile elinden Gelecektin ya hani Neden gelmedin?

Şair: Fedai Güven Unuttum mavi miydi yeşil mi bakışı? Ne iz ne bir ses, olmuşum sabır taşı Yaksa da yokluğun üşüdüm, yaşadım kışı Gelecektin ya hani neden gelmedin? Gecenin kör vakti sağır dilsiz evren de, Nasıl düşünmezdim, yaşıyorken beden de? Gelecek dedim, bahane aramadım neden de, Gelecektin ya hani neden gelmedin? Yanıp tutuştuğum ümitsiz geceler de... Dilimden düşmedi adın söylendi hecelerde Sanaydı dualarım vardığım secdeler de Gelecektin ya hani neden gelmedin? Ağıtlar söylenirken yüreğimden dilimden, Yıkıldı bentler, taştı gözyaşı selimden, Çare olsaydın...ölürdüm bile elinden Gelecektin ya hani Neden gelmedin?

fedai1955

Köşe Yazıları

  • Köşe Yazısı 1

    aloscuk

  • KiM -SiN?

    Mihrace

  • kaçak..

    Mihrace

  • Bahar Yine Gelecek

    Mihrace

En Aktif Üyeler

  • Semihaİleti: 42
  • aloscukİleti: 27
  • Mihraceİleti: 23
  • Aygünİleti: 12
  • karciceginazarİleti: 11
Tümünü gör

Anket

Henüz etkin anket yok.

Anketler

Yeni Şiirler

  • Seni Sevdim Ben(2)fedai1955
  • Seni Sevdim Ben(1)fedai1955
  • Bu Mu Vefâfedai1955
  • Aşktan Öte İbadet (1)fedai1955
  • Gelecektin Ya Hani Neden Gelmedinfedai1955

Son Yorumlar

  • admin: Köşe Yazısı 1 28.09.2026 12:48
  • aloscuk: Köşe Yazısı 1 23.09.2026 03:09
  • aloscuk: Köşe Yazısı 1 23.09.2026 03:05
  • sunkay: Bakislar 15.07.2009 11:31
  • karciceginazar: Bakislar 11.07.2009 02:18
  • karciceginazar: Askin Intihar Vakti 11.07.2009 02:09
  • harictengazel: Haziran'da Kar Yagar Düslerime 29.06.2009 19:19
  • ozan: Haziran'da Kar Yagar Düslerime 26.06.2009 15:56
  • Azade: RÜZGAR TAKVIMI ÇOCUKLARI 25.06.2009 02:45
  • ozan: SOYLULAR 14.06.2009 16:44
© 2008 – 2026 EdebiKelam.COM
  • İlk ileti
    Son ileti

Menü

  • Ana Sayfa
  • Anketler
  • Arama
  • Arşiv
  • Dosyalar
  • En İyiler
  • Geri Bildirim
  • Forumlar
  • Üyeler
  • İstatistikler
  • Konular
  • Köşe Yazıları
  • Kurallar
  • Özel Mesajlar
  • Şiir
  • Tavsiye Edin
  • Yeni Haber
  • Hesabınız
  • Son Paylaşımlar
  • Hakkımızda
Forum araçları
  • Kategoriler
  • Güncel
  • Etiketler
  • Popüler
  • Dünya
  • Kullanıcılar
  • Gruplar